Zorunlu Kamuoyu açıklaması!!!

Hak-Muhammed-Ali yoluna rızalıklarıyla bağlı olan tüm Canlara, demokrat kamuoyuna bu tür bir açıkma yapma zorunda bırakıldığımızdan ve bu yazıyı kaleme almak zorunda kaldığımızdan dolayı son derece üzgün olduğumuzu belirtiriz.

Avusturya Alevi ve Demokrat Kamuoyuna,

Değerli Canlar,

Hak-Muhammed-Ali yoluna rızalıklarıyla bağlı olan tüm Canlara, demokrat kamuoyuna bu tür bir açıkma yapma zorunda bırakıldığımızdan ve bu yazıyı kaleme almak zorunda kaldığımızdan dolayı son derece üzgün olduğumuzu belirtiriz.

Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu (ALEVI) olarak, yasal inanç statüsüne kavuşma süreci öncesi ve sonrasında; çeşitli etkinlik, görsel medya, platform ve sanal ortamlarda kimi kurumların, kişilerin sözlü ve yazılı yalan, kışkırtma ve saldırılarına maruz kaldık. Tüm bu yapıla gelen saldırıları sabır ve hoşgörüyle karşılama gayreti içerisinde bulunduk.

Bu ve benzeri sorunların Alevi edep ve erkânına göre hoşgörü içerisinde karşılıklı muhabbetler yoluyla, diyalogla çözülmesinden yana davrandık. Daima toplumumuzun yararına bir sonucun elde edilmesi için çok çalıştık. Bu tutum, çalışma anlayışımızın başlıcası ilkelerinden biri oldu ve özenle korundu. Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu’nun çalışma ve etkinliklerini izleyen herkes buna tanıktır ve elini vicdanına koyarak yargıda bulunacaktır.

Bizler hiçbir kurumun iç işlerine karışmadık. Tüm hakaretlere karşın, sürekli birlik ve bütünlükten yana tavır aldık, her platformda bunu dillendirdik.

Daha dün, Sivas katliamı davasında verilen zaman aşımı kararına yönelik Viyana’da düzenlenen mitingte olduğu gibi, tüm Alevi ve Demokrat canların en azından hiç değilse böylesi günlerde tek yürek olması gerektiği bilincinden hareketle birlikten yana tavır sergiledik. Bunun karşısında ise birlikten yana olmayanların, halen iç çatışma kültürü ve BENliklerini ön planda tuttuklarına, böylesi bir olayı dahi kurumsal çıkarları doğrultusunda yaklaştıklarına acıyla tanıklık ettiniz.

Alevi toplumuna içerisine atılan nifak tohumu ve zaman içerisinde oluşan ikilik, bizim dışımıza da yansımaktadır. Üzüntüyle görüyoruz ki, yaşadığımız ülkenin kurum ve kiliseleri, Alevi toplumunun bu ayrışmasını izlemekte ve kendilerine göre değerlendirmektedirler.

16 Aralık 2010 tarihinde yasal inanç toplumu olarak tanınmamız sonrasında 25 Aralık 2010 tarihinde, Viyana’da yapılan “Karanlığa Karşı Alevilik’in Aydınlık Yüzü’’ adlı Maraş Katliamını kınama etkinliğinde, Avusturya’da yaşayan Alevilerin tek yasal inanç toplumu olan Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu (ALEVİ) ve onun yöneticileri, üyeleri hakkında kısa olarak

“Bunlar Aleviliği… Fethullah Gülen’e bağlamak istiyorlar… Aramızdaki Hızır Paşalarıyla sizin önünüzde eğiliyoruz, size teslim oluyoruz diyorlar…

GİZLİ PARALAR KABUL EDEN ve Alevilerin devrimci duygularını yok etmek ve bizi İslamın arka bahçesi yapmak isteyenler bilmelidirler ki, Alevi Toplumu asla birkaç ŞEREFSİZİN, HAYİN’in yaptığına izin vermeyecektir.”

“FEHULLAHIN PARASIYLA salonun girişindeki tabelayı değiştirenler…”

“Fettullah Gülen’i kabul edenler ve ondan alınan parayla tabelamızı değiştirenler sadece topluma İHANET etmiyorlar, bu aynı zamanda bugüne kadar organize olmayan SİZ ALEVİLERE ihanettir.

Bu kişilerin 5 KURUŞLUK değeri yok.

Kişisel nedenlerden dolayı kendini satan kişiler…”

“… islam para kaynakları elde etmek için…Fethullah Gülen’le  birlikte bu sözde Aleviler’le işbirliği yapanlar, onlar tek başına kalan kadar, dışlanana kadar … kavgamız devam edecektir”

türünde sayısız iftira atarak; yasal inanç kurumumuzu, biz Alevileri, bizlerin de verdiği paralarıyla kurulan televizyonda, canlı yayın yoluyla tüm dünyaya hedef gösterdiler. Bu iftiralarını ispatlamaları için yaptığımız gerek sözlü gerekse yazılı taleplerimize yanıt veremediler çünkü bu yapılan açık ve net bir “çamur at izi kalsın” çirkefliğinden başka birşey değildir! Her zaman olduğu üzere burada da kaçak güreşi seçerek, toplum vicdanı önünde bu iddialarını kanıtlamaktan, özlerini dâra çekmekten kaçtılar.

Sadece bizleri hedef göstermekle kalmayan; aynı zamanda bu konuşmaları ve iftiralarıyla Alevi Toplumunu birbirine düşürmeye çalışan bu üç kişi hakkında bizlerde yasal hukusal hakkımızı kullanarak savcılığa
21 Ocak 2011 tarihinde; iftiralarını kanıtlamaları ve kışkırtıcılıklarına son vermeleri için başvuruda bulunduk. Bunun dışında başka hiçbir kurum ve birey hakkında yapılan bir başvuru söz konusu değildir.

Ne acı ki, bu kışkırtma ve iftiralar Maraş katliamını kınama etkinliğinde yapılmıştır. Öfkeleri ve kinlerini akıllarının önüne koyanlar, Maraş Katliamı kınama etkinliğini Alevileri kınama etkinliği haline dönüştürmeyi içlerine sindirebilmişlerdir. Her platformu kendi hırsları için kullanmaktan sakınmamaktadırlar. Burada her canın dikkatini çeken hususlar şunlardır:

  • Bir yandan Alevi inanç ve öğretisi uğrunda rızalıkla hizmet edip, öte yandan inancın değerleri ile örtüşmeyen hal ve tavır içerisinde bulunmak neden?
  • “Eline-Diline-Beline sahip ol” öğretisinin aksine; her türlü platformda, televizyon programlarında, sanal alemlerde, gerçeklerle bağdaşmayan, kurum ve kişilere yönelik bu denli kışkırtma, yalan, hedef gösterme, iftira ve karalama eğilimi göstermek neden?
  • Bir yandan Hak-Muhammed-Ali yolunun talibiyim deyip diğer taraftan Ehlibeyt soyundan gelen, Cem ibadetlerimizde Post’ta oturan inanç önderlerimiz Pirlerimizi, Dedelerimizi canlı yayınlarda, sanal alemlerde aşağılayıcı ve küçük düşürücü tavırlar içerisinde olmak neden?
  • Yöneticisi olup birlikte hizmet ettiğiniz kurumunuzun kurucularının da arasında bulunan, daha düne kadar birlikte muhabbet ve lokmaları paylaştığınız fakat bugün ise inanç değerleri açısından fikirleri sizlerle örtüşmeyerek bir ayrılık yaşayan canlara yönelik bu denli hırs ve intikam duygusu neden?
  • Kişi ve kurumlara yönelik bu denli birçok iftira ve karalama eyleminde bulunmayı hakikat kabul edip, bunları kendisine rehber eyleyen Canların, davalarını Pirlerin huzurunda yapmaktan kaçar tavır içerisinde bulunması, özünü dâra çekmekten kaçınmaları ve bu tavırların karşısında ise son seçenek olarak yasal zeminde Hukuksal hak arayarak yapılan iddiaları yapanları kanıtlamaya çağırma eyleminde olan canları yadırgamak, ispinyoncu olarak hedef göstermek neden?
  • Bu zorunlu savcılık başvurusu 14 ay önce yapılmış ve o tarihlerde de savcılık bu bu başvuruyu kendilerine ilettiği halde, başvurudan 14 ay sonra Alevi değerlerinden uzak, kendilerine yakışır bir üslup ve tavırlarla kamuoyuyla paylaşma gereği neden?
  • Bizlere atfen yapılan iftira ve iddiaları ispatlamanız için, gerek yazılı gerekse sözlü taleplerimize yanıt verilmemesinden ötürü yasal yollarla yaptığımız hukuksal hak arama mücadelesi ne zamandan beri suç sayılmakta?
  • Son yapılan açıklamanınızda da olduğu üzere şuana kadar hep olayları çarpıtma, gerçeklerin üzerini örterekten biranda mazlum rolüne bürünme tavırları neden?

Bu ve daha saymakla bitiremiyeceğimiz nedenlerin bizce ardında yatan amaç ve emeller başlıca şunlardır:

  • Alevi inancına bağlı Canların arasına nifak tohumları ekerek, aynı fikir ve düşüncede olmayanları ötekileştirme, toplum ve kurumları karşı karşıya getirmek,
  • Yalan ve iftiralar ile kişi ve Kurumları hedef göstererek karşı karşıya getirmek ve bundan kurumsal ve kişisel çıkar sağlamak,
  • Bugüne değin sergilenen Aleviliğe yakışmayan iftira, yalan ve karalama kampanyalarının üstünü örterek mazlum rolüne bürünmek,
  • Anayasa Mahkemesine yaptıkları başvurularının reddedildiği gerçeğini toplumdan gizlemek
  • Avusturyada kurulduğu günden bugüne denk Alevilik adına somut kazanımlara imza atan ALEVİ Kurumuna karşı soyut tartışmalar üretip yapay gündem oluşturarak kendi eksikliklerini ve başarısızlıklarını örtbas etmek.

Bundan dolayıdır ki, bu denli yanlış eylem ve söylem içerisinde olan, yalan ve iftiraları kendilerine rehber eyleyenlere, “Fethullah’tan alındığı defalarca vurgulanan gizli paraları” kanıtlamak zorunda olduklarına yönelik taleplerimizi Aleviliğe yakışır üslup ve tavır içerisinde kalarak o canlara sürekli hatırlatacağız.

Yıllarca birlikte çalıştıkları, aynı sofrada birlikte lokmarını paylaşıp, birlikte Cem oldukları arkadaşlarının 1 günde nasıl Fethullah’a satıldıklarını yönelik bu denli alçakça ve vahim iddiayı Alevi toplumuna belgelemek, bunun vicdani olarakta hesabını vermek zorundadırlar.

Onlar kendilerine yakışır bir şekilde “Beş kuruşluk değeri olmayan”, bizlere bu iftiralar yaparken, bizler:

  • Dünya’da ilk defa ulusal ölçekte Aleviliği Yasal inanç olarak kabul ettirdirk,
  • Cemevlerimizi, Alevilerin yasal ibadethanesi olarak kabul ettirdik. Kilise, Sinagog ve Camiyle aynı hukuksal statüye kavuşturduk,
  • Dünyada ilk defa bir ülkede, Avusturyada ilk etapta okula giden Alevi öğrencilerimizin inanç hanesine Alevi yazdırma hakkına kavuşturduk,
  • Dünya’da ilk defa bir ülkede, Avusturya’da, Yas-ı Mastem oruçlarımızın son günü olan AŞURE gününde okullarda Aleviler için resmi tatil olarak kabul ettirdik,
  • Dünyada ilk defa bir ülke üniversitesinde Alevilik Kürsüsü açma girişimlerinde

bulunduk. Zamanımızı ve enerjimizi birbirimize karşı değil, Alevilerin yararına harcadık. Bunlarıda ne mutlu ki başardık!

Ana hedefi ve stratejisi her satırından rahatlıkla anlaşılabilen, bu öfke ve hezeyan dolu açıklamaların, bu canların içerisinde bulunduğu durum nedeniyle olduğu görülmektedir.

Bugün sergilenen tavır ile esas emellerinin Alevi Toplumunun içerisine ayrılık tohumları ekerek buradan çıkar sağlamak olduklarını birkez daha kanıtlamış bulunmaktadırlar. Bu gerçeği kendine İnsanım diyen tüm canların elini vicdanına koyarak göreceğini umuyoruz.

Çünkü bugün Alevilerin ihtiyacı olan, tek şey; tek yürek tek ses olmaktır. Alevilerin birliğinin önünde engel olan bu birkaç yöneticinin kullandığı zehir dilidir. Başarısızlık hergün yeni bir karalama yaparak örtülemez. Alevi Toplumu boş nutuk değil, somut kazanım elde etmek istiyor!

Hiç kusura bakmasınlar… Haklıdan haksız, mazlumdan zalim yapamayacaklar
Tüm Alevi ve Demokrat kamuoyu önünde bizlerin Fethullah’tan nezaman ve hangi paralar alınmışsak ispatlamaya çağırıyoruz. Avusturya’da bir yıl gibi kısa bir süre zarfında elde ettiğimiz kazanımların hangisinin Alevileri Fethullah’ın arka bahçesi yapmak olduğunu açıklamalarını talep ediyoruz. 

Bu iddiaları Maraş katliamı kınama etkinliğinde ortaya atan o üç arkadaşın konu ile ilgili elinde belge ve kanıtları Alevi Kamuoyuna sunma zorunlulukları vardır. Ellerinde kanıtları olmayan, iddiaları ispatlayamayan Yöneticilerin ‘çamur at izi kalsın anlayışı’ ile Yöneticilik yapmalarına Aleviler seyirci kalamaz. Yaşadığımız ülkelerdeki Demokratik Kültür bu arkadaşların en kısa zamanda bulundukları mevkilerden istifa etmelerini gerektirmektedir.

Bu tür karalamaların maalesef tüm Alevilere yeterince zarar verdiğini görüyoruz. Bu nedenle aklı, öfkenin, hırsın, benliğin önüne koyarak daha fazla kutuplaşmadan uzaklaşılmasını, zehir dilinin terk edilmesini, Alevilerin arasına ekilmeye çalışılan düşmanlık tohumlarının son bulmasını arzu ediyoruz.

Bizler tüm karalamalara rağmen dilimizi, üslubumuzu bozmayacağız!

Tehvidi bilmeyen Canlar için birliktelik birşey fayda etmese bile, bizler dün olduğu üzere bugünde Alevilerin birlik söyleminden asla vaz geçmeyeceğiz!

İmam Hüseyin’in Yezit ve ordusuna karşı direnişini kendimize rehber alarak, Pirimiz İmam Ali’nin “Aslını inkar eden haramzadedir!” sözüyle inancımızın Hak-Muhammed-Ali öğretisine her daim sadık kalacağız!

Bizler Hakk için hizmet etmeyi kendimize ulu görev bilip, Hakk’ı çıkarlarına alet edenlerden olmayacağız!

Hak-Muhammet-Ali yoluna rızalıklarıyla bağlı tüm canlara, demokrat kamuoyuna saygılarımızı iletiriz.

Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu (ALEVI) adına
Genel Başkan

Kazım GÜLFIRAT