„Bir Ses Böler Geceyi“ filmi Viyana’da!

Yönetmenliğini Ersan Arsever’in üstlendiği „Bir Ses Böler Geceyi“ adlı Sinema Film’i Viyana Alevi Gençlik Topluluğunun girişimleri ve katkılarıyla 15 Haziran 2012 Cuma günü saat 20.00 de ve 16 Haziran 2012 Cumartesi saat 16:00 da   Viyana Gasometer Metropol Sinema salonunda gösterime sunulacaktır.

 

Yönetmenliğini Ersan Arsever’in üstlendiği „Bir Ses Böler Geceyi“ adlı Sinema Film’i Viyana Alevi Gençlik Topluluğunun girişimleri ve katkılarıyla 15 Haziran 2012 Cuma günü saat 20.00 de ve 16 Haziran 2012 Cumartesi saat 16:00 da   Viyana Gasometer Metropol Sinema salonunda gösterime sunulacaktır.

Tarih: 15.06.2012 Cuma, Saat 20.00
16.06.2012 Cumartesi, Saat 16.00
Sinema: Metropol Kino
Adres: Gasometer, Guglgasse 12/461, 1110 Viyana

 

Filmin Özeti (www.sinemalar.com):

Film bir kazayla başlar; üniversitede araştırma görevlisi Süha’nın arabasıyla bir köy mezarlığının duvarına çarpmasıyla… Gök yarılmışçasına yağmur yağmaktadır, Süha gecenin içinden geçen bir tabut görür, frene basar…Gözlerini açtığında bir köy mezarlığındadır… Kendini mezar taşlarının arasında bulan Süha, boş bir mezardan geçmiş yaşamına doğru ilginç bir yolculuğa çıkacaktır. Mistik, gizemli ve gerilim yüklü bir yolculuk.

Bu yolculukta, boş mezarın ölüsü Alevi genci İsmayil, kendini arayan Süha’ya rehber olacaktır. İsmayil’in yaşamı Süha için bir aynadır. O aynada Türkiye’nin yakın tarihini, 12 Eylül Darbesi’nin öncesini, darbe dönemini ve sonrasını görecektir.  Ve o fırtınalar içinde kendi gençliğini. İsmayil ise başlı başına inancın simgesidir. Gündelik yaşamın verdikleriyle yetinmeyen bir insan. Görünenin arkasındaki sıra erişmeye çalışan bir idealist. Bu sırra erişmeye çalışırken sırlara karışan bir inanç insanı..

Süha ile İsmayil’in farklı iki ömür serüveni, aynı arayışta hemhal olup, birbirine karışacaktır. Arayış, bilinmeyene değil, saf olana, güzele olana, iyi olanadır. Ki bu yolculuğun başladığı yerde de, yolda da, sona erdiği noktada da insandan başkası yoktur. Korkuları, cesareti, yanlışlığı, acizliği ve kahramanlığıyla insan. Çünkü, önemli olan yol değil, yolculuktur. Sona eren yol, insanın varlığı değil, o mecradaki yolculuğudur. Yol aktığı sürece inanç da vardır. Kaybolan inançlar, yitirilen idealler, korkulardan, aşklardan, umutlardan yeniden doğacaktır. Çünkü insan yaşadıkça umut kaybolmaz.