Alevilik tanımlaması

İAGÖ sözcüsü Ertürk Maral, www.aleviten.at’nin konuyla ilgili sorularını tüm samimiyeti ile yanıtladı. Gerçekleştirilen söyleşimizi bölümler halinde sırasıyla internet sayfamızda siz değerli Canlar ile paylaşacağız.

Alevilik artık 13 Aralık 2010 tarihinden geçerli olmak suretiyle Avusturya’da yasal inanç statüsüne kavuştu. Bu noktada 13 Aralık’a kadar gelinen süreç ve sonrasına yönelik kamuoyundan İAGÖ’ye karşı nasıl bir yaklaşım sergilendi? Gelen tepkiler ne yönde oldu? Alevi toplumu nasıl karşıladı bu başarıyı?

Öncelikle Alevi Toplumunun gözü aydın olsun. Dünyada ilk defa bir ülkede yani Avusturyada Alevilik yasal inanç olarak ulusal ölçekte tanındı. Bu tanınmada emeği geçen tüm canlarımızı ve onların kurumlarını kutluyorum ve teşekkür ediyorum. Elbetteki Alevilerin tanınmamasının bir anayasal hak ihlali olduğu kararını veren Avusturya Anayasa Mahkemesininin saygın üyelerini de kutluyorum. Anayasa mahkemesinin kararına uygun davranarak Aleviliği diğer inançlarala aynı göz hizasına getiren Avusturya İnançlar dairesine de teşekkür ediyorum.

Aleviliğin devletçe tanınan inançlar arasına alınmasına Avusturya Toplumu çok büyük bir destek verdi. Yüreklerini açarak bu yasal tanınmanın gerçekleşmesini arzu ettiler. Tanınmayla birlikte binlerce kutlama iletisi aldık. Bu iletilerin çok büyük çoğunluğu ana dili olarak Almanca konuşan Avusturya’lılardandı. Avusturya Kamuoyu Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumunu yüreğini açarak karşıladı.

Alevi Toplumu büyük bir coşku ve sevinçle karşıladı. Tanınma haberi (Resmi karar) Muharrem oruçlarımız içerisinde elimizde ulaştığında Aleviler Derneklerimize akın akın gelip o yassı matem ayında sevincimizi paylaştılar. Sadece Avusturyadan değil dünyanın dört bir yanından Aleviler kutlama mesajları ilettiler. Bu önemli gün sadece Avusturya Alevilerinin değil, tüm Alevilerin tarihine yazıldı. Pek çok Alevi kurumu tanınmayı kurbanlar keserek kutladı.

 

Aleviliğin yasallaşma sürecinde siz İAGÖ’ye yönelik ne gibi destek gördünüz? Bu konuda başvurunuzu kimler destekledi?

Öncelikle Aleviliğin Avusturya’da yasallaşması hususunda Avusturya kurumları yasaların amir hükümlerini uyguladılar. Bu yasalaşmanın önünde bazı engeller vardı. Bu engellerin ortadan kaldırılması için bir dizi çalışma yapmak, kamuoyunu hakkımızda yeterince bilgilendirmek, Avusturya gündeminde söz hakkı olan kurum ve sivil toplum kuruluşlarının keza siyasal partilerin desteğini almamız gerekmekteydi. Tanınma sürecinde önce bir platform oluşturduk. Bu platformun düzenli toplantılarını yaptık. Hedefimiz Aleviliğin Avusturya’da tanınması olduğu için sadece bu hedefe kilitlendik. Gecemizi gündüzümüzü bu tanınma işlemine verdik. Öyleki bu arada ailelerimize ayıracak zamanımız neredeyse kalmamıştı. Bir yanda işimiz, öte yanda onurlu bir görev olan Aleviliği tanıtma girşimimiz vardı. Bu ikisini birarada götürdük.

Avusturya Parlamentosunda temsil edilen siyasi Parti grupları Aleviliğin yasallaşması konusunda olumlu yönde görüşlerini beyan etmişlerdir. Bir röpertajında Avusturya iç işleri Bakanı bayan Maria Fekter Aleviliğin yasal statüye kavuşması yönündeki desteği vede memnuniyetini açıkça dillendirmiştir.

Alevi toplumu içerisinde, 12 Alevi kurum ve kuruluşu destek verdiler. Bu kurumlardan Avusturya Alevi Federasyonu üyesi olanlar olduğu gibi, bağımsız kurumlar ve bunun yanında Cem Vakfı kurumları da vardı. Bu başvuru Alevilerin adına yapıldı. Başvuru herhangi bir kurumun özel iç meselesi değil, Alevilerin tümünün meselesi olarak gördük. Buna göre de davrandık. Alevi olan bütün kurumlara kapımızı açtık. Hiç bir kurumu dışlamadık. Hiç bir Aleviyi dışlamayacağızda.

Çünkü tanınması istenen Alevilikti. Bizim kurumlarımızın kapısından giren Alevi ile Bağımsız faliyetlerini sürdüren Alevi kurumlarının üyeleri arasında fark mı var? Böyle bir anlayış olabilir mi? Cem Vakfına giden Aleviyle, başka bir Federasyona bağlı olan Aleviler arasında fark olabilir mi? Biz Alevi Canlar arasında kesinlikle ayrım yapmadık. Böyle bir ayrım bizim açımızdan hiç bir zaman olmadı. Buradan fark çıkarmaya çalışanlar varsa eğer, onların Aleviliğe zarar verdiklerini düşünmekteyim.

 

Avusturya’da Aleviliğin İslam içi yada İslam dışı tartışmaları bazı alanlarda halen sürdürülmekte vede bu sürtüşme kimi kurumların aralarınıda açmakta. Bu konuda başvurunuzda nasıl bir Alevilik tanımlaması yapıldı? Bu tanımlama kimler tarafından yapıldı?

Öncelikle bu tartışmanın Avusturya’ya özgü bir tartışma olmadığını belirtmek gerekmektedir. Evet Aleviler arasında marjinal bir grup Alevilerin islam dışı olduğu tezini ileri sürmektedir. Buna neden ise, yüzyıllarca Alevileri islamdan saymayan, zulüm ve işkence yapan, aslı olmayan iftiralar atan, arap milliyetçiliğini islam olarak dayatan Emevi Zihniyeti vede dolayısıyla bu Emevi Zihniyetinin sergilediği İslam anlayışının gerçek İslam olarak kabul görülmesidir. Emevi Zihniyeti, Alevileri her yerde dışlıyor ve islam dışında gösteriyordu. Bazı Aleviler tepkisel olarak “Yeter İslam değilsek değiliz“demeye başladılar. Sonradan bu tepkisel yaklaşıma inanmaya gerçek öyleymiş gibi dillendirmeye başladılar.

 

Bizim kabul edilen anayasamızda Alevilik şöyle tanımlanmaktadır:

„Alevi“ kavramı peygamber Hz. Muhammet’in amcasının oğlu ve damadı Hazreti Ali’den gelmektedir ve buna göre Ali’nin yolunu sürenler anlamına gelir. Alevi deyimi Bektaşi, Kızılbaş, Tahtacı, Sıraç, Yörük, Çepni, Abdal, Nusayri,Mevlevi…vb. lerin ortak adıdır.

Alevilik, ‘Hakk-Muhammed-Ali’yolunun ‘Kırklar Meclisi’nde olgunlaştığı ve Oniki İmamlarla devam eden; İmam Cafer-i Sadık’ın akıl ölçüsünü rehber olarak alan, Horasan erenlerinin himmetleriyle Anadolu’ya gelen  Hazret-i Pîr’le,diğer Anadolu erenleriyle ve ulu ozanlarımızın nefesleriyle hayat bulan,kadın ve erkeğin bir arada dede huzurunda saz ve nefesler eşliğinde, semahlarla icra edilen İslam inancının adıdır.

Alevilik inancı, hayatın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak insan-ı kâmil olup özüne dönmek olarak tanımlar. Bunun için de; ‘Mürşid’, ‘Pîr’ ve ‘Rehber’ huzurunda ikrar verilerek ‘Dört Kapı Kırk Makam’ aşamasından geçilir. İnancımızın uygulandığı mekân cemevidir.“

 

Bu yukarıda yazdığım tanımlama 2009 yılı Mayıs ayında Viyana’da toplanan 1. Avusturya Alevi Yol Önderleri Kurultayında Avusturyalı dede ve analar tarafından yapıldı. Bu tanım Bektaşı babalarına, İzzettin Doğan’a ve diğer Balkan Alevi yol Önderlerine gönderildi onların görüşleri alındı. Avrupa Alevi Akademisi başkanı Mustafa Düzgün dedeye son düzeltmeler için gönderildi. Bu son şekli yeniden Avusturya Alevi İnanç Önderleri tarafından görüşüldü ve karar bağlanarak kamuoyuna duyuruldu. Yani bu tanım Alevi Yol Önderleri tarafından yapıldı.

Zira bir inancın ne olduğunu tanımlamak o inanca mensup, İnanç önderleri (Dede, Baba, Ana) tarafından yapılır. O inançtan olmayanların betimlemeleri dışarıdan bakıştır. Bu tarz görüşler o inanç mensuplarını, inanç önderlerini bağlayacak görüşler değildir. Bu nedenle adları ne olursa olsun, Alevi olmayan, çeşitli din ve dil bilimcilerin Alevilik tanımları sadece kendilerini bağlamaktdır. Onların Aleviliği tanımlama hakkı da zaten yoktur. Ne Diyanetin ne de Alevi olmayan, Aleviliği yaşamayan insanların, çeşitli jargonlar kullanarak yaptıkları tanımlamaları kabul etmemekteyiz. Hele bu tarz kişilerin Alevilik tanımlamalarını başvuru dosyalarımız arasına koymayı da, en hafif deyimiyle inancımızla bağdaştırmamaktayız.

Bu yolun kurucuları ve inanç önderleri bellidir: Hz. Muhammettir, Hz Ali dir. 12 İmamlardır. Bunların soyundan gelen ocakzadelerimizdir. Biz inancımızın ne oduğunu bunlardan, Ser çeşmemizin postnişinlerinden ve ona bağlı dedelerimizden, babalarımızdan öğreniriz. Alevi olmayanlardan değil. İnanç öğretimizin tanımını yaparken, kendisine verilen bir görevi yerine getirmeye çalışan, bir raportörün görüşlerini inanç öğretimize koymayız. O raportörlerin yazdıklarını Alevilerin inanç kaynağı olarak almak, kabul edilemez bir yanlışlıktır. İnancımızın kaynağı Buyruktur, Hünkarın Makalatı, Vilayetnemesidir, Ulu ozanlarımızın nefesleridir…

 

İAGÖ’nün Alevilik tanımlamasında Alevilik bir Mezhep olarak mı gösterildi?

Bu yönlü çeşitli açıklamları biz de duymaktayız. Aleviliği tanıttığımız tanımı açıkladım . Bu tanımın neresinde mezhep sözü geçiyor? Yok böyle bir şey. Bunu kim iddia ediyorsa maksatlı yapmaktadır ya da kabul edilen Alevi İnanç Öğretisinin açıklamasını okumamışlardır. Yani bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Burada kendilerince sanki Alevilik Mezhep olarak tanıtılmış gibi bir fikir üretip onun hakkında görüş açıklıyorlar. Mezhep sözünü kullananlarda, ona karşı çıkanlarda aynı insanlardır ama kesinlikle biz değiliz.