Tüm Canları birliği davet ediyoruz!

[alevi.at] Avusturya’da okula giden Alevi çocuklar artık karnelerinin din hanelerine ALEVİ yazdırma imkanı doğdu. Bu konuda neden ALEVİ İSLAM değilde sadece ALEVİ yazılacak?

Öncelikle bu konuda Avusturyada okula giden Alevi çocuklarımıza göz aydınlığı diliyorum tekrardan!

Karnelerinde inancını Alevi olarak değiştirenler artık her sene başında okulda başka bir inanç dersinden kayıtlarını sildirme zorunda kalmayacaklardır. Sildirmeyi unuttukları için sünni islam derslerine girmeyeceklerdir. Prosedürler yerine geldiğinde, Telli Kuranla deyişlerinin okunduğu Alevilik Dersleri de başlayacaktır.

Bunun için yasal olarak tanınan eyalet Alevi İnanç Toplumlarımızdan Alevi olunduğuna dair belge alınarak, okullarda inanç hanelerinin ALEVİ olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Alevi canlarımızı bu tarihi kazanımlarını kullanmaya ve haberdar olmayan canlarımızı bu önemli gelişmeden haberdar etmeye çağırıyoruz.

Bu konuda birinci olarak Avusturya’da tüm inanç yorumları ayrı ayrı tanınmışlardır. Örneğin Katolikler, Protestanlar, Ortodoksların türlü renkleri, ayrı ayrı tanınmışlardır. Okullarda karnelerinde de Hıristiyan olarak değil, katolikse Katolik, protestansa Protestan, ortodokssa Ortodoks vs. yazmaktadır. Bu durum dinleri islam, ancak yolları farklı olanlar içinde geçerli olacaktır. Buna ilk adımı biz attık. Okullarda çocukların inanç hanelerinin netliği açısından gerekmektedir. Alevilik dersleri verilmeye başlandığında Alevi çocuklarının sayısının bilinmesi gerekmektedir. Buna neden öncelikle tamamen istatistiksel ve yönetsel karakterdedir. Bu çocukların inanç kurumu Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumudur. Bizim kurumumuz Aleviliği islamın içinde görmektedir.

Avusturya’da din dersleri uygulaması “Konfessioneller Unterricht” yani dini yorumların ayrı ayrı verilmesi üzerine kuruludur. Burada devlet tarafından tanınan her inancın pek çok yorumu vardır. Bu yorumların tümünün inanç dersleri, kendi yorumlarına göre ve kendi öğretmenleri tarafından verilmektedir. Oysa hem Katolikler hem Protestanlar hem de Ortodokslar Hıristiyandır. Ancak kayıtlarında Hıristiyan olarak değil, kendi yollarının adlarıyla kayıtlılardır. Avusturya sistemi budur. Hepsi inanç hanelerinde hıristiyan adıyla kaydedilirse, bunları birbirinden ayırmak olanaksızlaşır ve karışıklığa yol açar. Yani bir neden buradaki yasal durum; buna bağlı olarak yönetsel, istatistiksel karakterdir.

İkinci neden gene buna bağlı olarak, inanç hanelerine öğrencini karnesinde bağlı olduğu inanç toplumunun inancı yazılmaktadır. Bu inanç yazılırken kısaltılmış haliyle yazılmaktadır. Bu da teknik bir sorundur. Alevi islam yazılması uzunluğu nedeniyle mümkün olmamaktaydı. Örneğin roman katolik’ler karnelere röm.-kath. olarak yazılmaktadır. Ya da sırp ortodokslar, srb.-orth.  Olarak yazılmaktadır. Eğer bizler Alevi İslam olarak  yazdırmak isteseydik, bunun kısaltılması bizim için hiç bir anlamı olmayan harflerin yanyana gelmesinden oluşacaktı. Yani ALV.-İSL. yazılacaktı. Böyle anlamsız harflerin yanayana gelmesi bizim inancımızın kısaltılmış adı olacaktı. Bizim inancımızın adı ALV.-İSL. değil, ALEVİLİKTİR . Bu yola inananların adı ise ALEVİ dir. İşte özellikle bu nedenden dolayı inancımızın kısa adı olarak, kendi adımızı yani ALEVİ kısaltmasını tercih ettik.

 

CEMEVİ ORADA ALEVİLERİN YAŞADIĞINI GÖSTEREN EN ÖNEMLİ SEMBOLDÜR!

[alevi.at] İAGÖ’nün önümüzdeki sürece yönelik başlıca diğer hedefleri nelerdir?

Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu olarak sayısız hedeflerimiz var. Bunların ne kadarını hangi süreler içerisinde gerçekleştirebiliriz kestirmek güç. İlk hedefimiz Alevi Çocuklarının okullarda Alevilik Derslerini almaya başlamaları. Bu bizim Alevi Toplumunun geleceği açısından çok önemli. Kurumlarımızda başlattığımız Alevilik derslerine katılımlar gereken ölçüde değil. Bunun pek çok nedeni var: Birinci neden Eğitim eğitimcinin işi olması gerektiğidir. Bazı kurumlarımızda Alevilik derslerini dedelerimiz vermekte ancak bu da istediğimiz sonucu vermemektedir. Çünkü katılan öğrenciler farklı yaş gruplarından olmakta, her birisi için ayrı bir program uygulamak gerekmektedir. Sizlerin ilkokul 1. sınıf öğrencisiyle lise1. Sınıf öğrencisine aynı şeyleri anlatmanız mümkün değildir. İlkokul 1. Sınıf  öğrencisine güvercin resmini boyatırken, lise bire giden öğrenciye Aşureyi anlatabilirsiniz. Bu kadar karışık bir grupla bunları yapmanız çok güç. Bu dersleri vermeye istekli olanlar, genellikle dedelerimiz, pedagojik formasyona sahip insanlar değil. Eğitim işinin eğitim uzmanları tarafından verilmesi gerekli. Bu da eğitim ortamının sağlandığı örgün eğitim kurumlarında, eğitbilimin gereklerince yapılabilir.

İkinci neden, Alevilik derslerinin verildiği yer sorunu. Kurumlarımız genellikle insanlarımızın yaşadığı yerlere uzak. 7 – 8 yaşlarında çocukları oralara sürekli getirip götürme sorunu var. Okulda bu sorun kendiliğinden çözülmekte… Bu konu hakkında saatlerce konuşabilirim, çünkü bu benim mesleğim. Kısaca birinci hedefimiz çocuklarımızın inançalarını yaşlarına uygun öğrenecekleri Alevilik derslerinin gerçekleşmesidir. Bu dersler Alevi geleneğine uygun olarak Telli Kuranla deyişlerin okunduğu, Cemlerimizdeki 12 hizmetin öğretildiği dersler yapmak hedefimiz.

İkinci olarak çocukların yaşlarına uygun Alevilik ders materyallerinin hazırlanması çok önemli bir hedef. Bakın Almanya’da Alevilik dersleri bazı Eyaletlerde yıllardır verilmekte, ancak hala yaş gruplarına özgü kitaplar yazılabilmiş değil… Ayrıca önemli bir ayrıntıyı vermek istiyorum. Avusturya’da sünni islam derslerine katılan öğrenci sayısı 55.000 Civarındadır. 300.000 nüfusa karşılık dindersleri alan 55.000 öğrenci. Bakın Almanyada en az 700.000 Alevi yaşıyor. Alevilik derslerine katılan öğrenci sayısı 700 civarındadır. Bu sayılardan önemli sonuçlar çıkarılması ve katılımın nasıl daha iyi bir düzeye getirilmesi tartışılmalıdır. Sorunlara bilimsel ve çözümsel yaklaşılmalıdır.

Eğitimde kalırsak, Alevilik Ders öğretmenlerinin yetiştirileceği Alevi Pedagoji Akademisi kurmak gerekli olacaktır.

Üniversitelerin en az birisinde Alevilik Kürsüsü açmak zorunludur.

Hastaneler ve Orduda dedelerimiz tarafından hastalarımızın ve askerlerimizin inançsal hizmetlerini yerine getirmenin koşullarını oluşturmak.

Cemevlerimizi cenaze yıkama yerleri gibi Alevi erkanına göre Cenaze hizmetlerinin sunulacağı her türlü hizmetin görüleceği hale getirmek, bu hususta her eyalette girişimlerde bulunmak. Burada eyaletler arasında uygulama farklılıkları olduğunu belirtmeliyim.

 

Her bölgede Alevi Mezarlıkları almak. Hakka yürüyen canlarımızın Emevilerden islam olduklarına dair belge almaları gibi insafsız bir uygulamadan kurtarmak. Bizler artık buralıyız. Çoğumuz burada hakka yürüyüp burada defin edileceğiz. Bu nedenle aynı zamanda cenaze ibadetlerimizin yapılacağı, helalleşmelerin gerçekleşeceği, Alevi inancına mimarisiyle de uygun Cemevlerinin yapılması çok önemli bir hedefimizdir. Hakka yürüyen canlarımızın kendi mekanlarında kendi canlarıyla aynı toprağa definleri için, alevi kabiristanlarının kurulması çok önemli hedefimizdir.

Ülke genelinde bir Alevi Kütüğü oluşturmak gerekmektedir. Doğumlarından hakka yürüyüşlerine kadar Alevilerin sayısı bilmek, birbirlerinden haberdar etmek gerekliliktir. Pek çok inanç grubu bunu başarıyla yapmaktadır. Bugün sayıları 80.000 civarında olan Alevilerin kütüğünü oluştutabiliriz. Bunun hazırlıklarını yapıyoruz. 2050 yılında sayımızın 200-250.000 civarında olacağını tahmin etmekteyiz.

Alevilerce önemli günlerin Avusturya takvimlerine girmesi için girişimlerde bulunmak.

Muharrem Mateminin bitiminde aşure gününü okula giden öğrencilerimiz için maazeretli izinli sayılmalarını sağlamak. Böylece Alevilerin kendilerine özgü tatil günlerini ortaya çıkarmak. Hıdırellez, Nevruz vs..

Muharrem matemi ve orucu konusunda özellikle okullar olmak üzere Avusturya kurumlarını ve kamuoyunu bilgilendirmek.

Avusturya’da dedelik yapacak dedelerimizin yetkinleştirilmesi çalışmalarını yapmak. Avrupa Alevi Akademisinin bu yönde daha önceki yıllarda başlatmış olduğu çalışmalarını Avusturya boyutuna taşımak…

 

Bunlar dışındada saymakla bitmeyecek pek çok hadefimiz var. İnanç toplumumuzun hedefler kataloğu var. Bu hedeflerin en başında Alevi Bektaşilerin birliğini sağlamak gelmektedir. Bizler sadece Tütkiyeden gelen Alevi Bektaşilerin değil, diğer ülkelerden de, özellikle Balkanlardan gelen Bektaşilerinde inanç boyutunda yasal temsilcileriyiz. Kendimizi bu yönde yapılandırma uğraşı içerisindeyiz.

Bizler Alevi Toplumuna kalıcı eserler bırakmak istiyoruz. Geçen yıllarımızı inançla bağlantısı olmayan işlerle heder ettik. Artık kalıcı şeylerin yapılması, elle tutulur dişe dokunur kazanımların alınması zamanıdır. Alevilik yılda bir kez Cem yaparak, iki kez konserler yaparak, 3-4 kez anma etkinlikleri yaparak yaşatılamaz. Kültürel etkinlikler elbette yapılmalı. İnanç toplumlarının işi ancak salt kültürel etkinlikler olmamalı. Bunları kültür derneklerimize bırakmalıyız. İnanç kurumlarımızın inancın yaşayıp gelişmesinin olanaklarını yaratmalıdır. Bunların uğraşı içerisindeyiz.

Açık söyleyeyim, elbette Alevi köylerine devletçe cami yaptırılması ve sünni imamlar atanması açık bir asimilasyon politikasıdır. Ancak bir soruyu da kendimize sormamız gerkmektedir. Köylerimize bugüne kadar neden Cemevlerimizi inşa etmedik? Bu çok mu zordu? Bildiğiniz gibi boşlukları siz doldurmaz iseniz başkaları tarafından çeşitli bahaneler ileri sürülerek doldurulmaktadır. Biz işte bugüne kadar yeterince sahip çıkılmayan, inancımızın varlığının temellerini oluşturan eksiklikleri tamamlama hedefindeyiz. Cemevi yapılmış ve faaliyette olan bir yerde, Cemevi orada Alevilerin yaşadığını gösteren en önemli semboldür.

Diğer inanç toplumlarıyla aramızda çok büyük açıklar var. Bu açıklarımızı hızla kapatmalıyız. İnanç merkezi sayısında onların çok gerisindeyiz ancak konser organizasyonunda çok ilerdeyiz. Kültürel faaliyetleri kültür derneklerimize bırakmalıyız. Bu yanlışlığı düzeltmemiz gerekmektedir. İnanç toplumlarının öncelikle inançla ilgili alanlarda faaliyet yapması gerekmektedir. Bunları yapabilmek için yola çıktık. Tüm Alevileri bu onurlu uğraşıya destek vermeye, katkı sunmaya, temelinde bir taş, duvarında bir tuğla olmaya davet ediyorum.

Avusturya Alevilerini bu başarılarından dolayı kutluyor, gönül kalsın yol kalmasın diye yola çıkıp, her türlü zorluğa göğüs gerip, inançları ve duruşlarında vaz geçmeyen canlarımı selamlıyorum.