Basından: Hasan Aslan’ın sayın Maral ile Röportajı

Basından Haberler: Hasan Aslan’ın, Avusturya Alevi İnanç Toplumu Basın sözcüsü Ertürk Maral ile Röportajı…

Alıntı: Kurmes Derneği 02/01/2016

Yaklaşık olarak 2010 yılına kadar, Alevilerin inanç hanelerinde islam yazıyordu, islam yazması nedeniyle Aleviler Avusturya İslam Cemaatinin mensubu olarak görülmektekteydi. Gelişmeleri ve bu beş yıl içinde neler değişti, bu soruların cevabının muhatabından öğrenelim dedik. 2015 yılı kasım ayına kadar Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu olarak anılıyorduk, Kasım 2015 ten itibaren kısa adımız ALEVİ kalmak üzere uzun adımızı Avusturya Alevi İnanç Toplumu olarak değiştirdik.

 

Sayın Maral, öncelikle bize zaman ayırıp röportajımızı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Avusturya’da Alevilerin Avusturya Federal Cumhuriyetindeki kazanaımları neler oldu? Bunlara değinir misiniz?

Memnuniyetle. Toplumumuzu ve kamuoyunu bu kazanımlar ve etkileri üzerine aydınlatmak bizlerin görevi. Bunu da büyük bir memnuniyetle yapmaktayız. Kazanımlarımıza gelince, daha yaklaşık olarak beş yıl öncesine kadar, tümümüzün inanç hanelerimizde islam yazması nedeniyle hepimiz Avusturya İslam Cemaatinin mensubu olarak görülmekte ve hukuksal açıdan devlet nezdinde bu sünni cemaatin bizi temsil etmesi gibi kabul edilmesi mümkün olmayan bir durumla karşı karşıya kalmaktaydık. 2010 yılının 1 Aralık tarihli Anayasa Mahkemesi kararıyla bu, fiiliyatta olmayan ancak hukuki olarak geçerli olan temsiliyet sorununu lehimize sonlandırdık. İnanç hanelerinde islam yazan Alevilerin temsiliyetini, bu kararla alarak Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumunu Avusturya Federal Cumhuriyetinin hukuki bir tüzel kurumu ve onun parçası olarak kurduk. Bu tarih itibariyle inanç hanelerinde islam yazan Aleviler artık sünii cemaat tarafından değil, kısa adı ALEVI olan Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu tarafından temsil edilmeye başlandı.

Sünni cemaatin tekelini yıkmaya yönelik yaptığımız hukuk mücadelesinde Emevi zihniyeti elinden gelen tüm engellemeleri yaptı. Başaramadılar. Anayasa Mahkemesi kararından sonra, bu kararı kabul etmek durumunda kaldıkları yönünde açıklamada bulunarak, hukuk mücadelesini Alevilere karşı kaybetiklerini deklere ettmek zorunda kaldılar. İşte bu mücadele sonunda inanç hanelerinde islam yazan (tüm Alevilerin inanç hanelerinde islam yazıyordu) Alevilerin sünni cemaatçe temsili son buldu. Burada şu noktayı açıklığa kavuşturmak zorundayız: İnanç hanesinde yazılı islam sözcüğü inancın islam olmasının ötesinde bir hukuki sonuç vermektedir. İnanç hanesinde yazan islam ibaresiyle, kısa adı IGGIÖ olan sünni islam cemaatinin mensubu olmak söz konudur.

Bugün eğer Avusturya’da sizlerin inanç hanesinde islam yazıyorsa, sizler bu sünni cemaatin üyesi, mensubu gibi görülüyor ve onlar tarafından temsil ediliyorsunuz. Kurduğumuz ALEVI kurumuyla bunların bizi temsiliyetine son verdik. Bugün Aleviler ALEVI tarafından temsil edilmektedir.
Ne yazık ki bizler bu kendilerini Avusturya’da da egemen görmeye alışmış zihniyete karaşı verdiğimiz hukuk mücadelesinde, bizleri Anayasa Mahkemesinde verdiğimiz hukuk mücadelesinde yalnız bırakan, bununla da kalmayıp, bizlerin kendilerini temsil edemeyeceğimiz türü bir dilekçe ile imza toplayıp Anayasa Mahkemesine ve ilgili devlet kurumlarına veren kimi Alevilerde çıktı. Bunlar gerek anayasa mahkemesine gerekse İnançlar Dairesine dilekçeler vererek bizim kendilerini temsil etmediğimizi bildirdiler. İşte bu dilekçe ve imza sahiplerinin temsiliyeti bugün itibariyle de biz Alevilerde değil, bizleri hiç bir şekilde temsil etmesi mümkün olmayan, içinde Müslüman kadeşilerden, Milli Görüşe kadar pek çok cemaatin bulunduğu kısa adı IGGIÖ olan sünni islam cemiyetindedir.

Yani inanç hanelerinde islam yazdığı halde, dilekçe vererek bizim temsilcisi olamamızı istemeynlerin temsiliyeti o zaman başında Anes Şakfeh adlı bir Emevi Zihniyetlinin bulunduğu Sünni İslam Cemaatindedir. Onlar dışında tüm Alevilerin inançsal temsiliyeti ALEVI kurumunundur.
KISACA

  • Alevilerin sünni cemaat tarafından tarafından temsiliyetine son verdik. (Dilekçeyle bizim temsiliyetimizi Anayasa Mahkemesi ve İnançlar dairesine bizi şikayet ederek kabul etmeyenler hariç). Bizi kabul etmeyip şikayet edenlerin temsiliyetini hala sünni cemaat yapmaktadır.
  • İslamın tek kurumda olan tekelini yıkarak, kendini bu dairede gören ancak islamı farklı yorumlayan tüm yorumların tanınmas yolunu açtık.
  • Cemevlerimizi diğer tanınan inançların ibadethaneleriyle aynı göz hizasına getirerek, eşit haklara sahip ibadethane statüsünü sağladık. Bugün 2010 yılı 10 Ekim gününde ibadete açılan Viyana Cemevi dünyada ibadethane ryuhsatıyla inşa edilen ilk Cemevi özelliğini kazanarak tarihimizde nadide yerini aldı.
  • İnanç önderlerimiz, Dedeler, Babalar, vb. Diğer inanç önederleriyle aynı yasal haklara sahip oldu.
  • Aleviler yaşamları boyunca gitmedikleri sünni cemaatin kurumlarına Hakka Yürüdüken sonra da uğramamaları için ALEVI mezarlıkları alındı. Bugün Alevi canlarımız kendi kabristanımızda defnedilmektedir.
  • Başta okularda olmak üzere, tüm resmi kayıtlarda (doğum, ölüm, evlilik vs. belgeleri) inanç hanelerimize ALEVI yazdırma hakkına kavuştuk.
  • Alevi çocukların sünn islam derslerine gitme zorunluluğu sona erdirildi. Bugün Avusturyanın genelinde ; Ehl-i Beytin, 12 İmamların, Yedi Ulu ozanların, Cemin, Sazın, Semahın, Müsahipliğin, Kirveliğin … öğretildiği Alevilik Dersleri verilmektedir.
  • Askeriye’de, Hapishanelerde ve Hastanelerde bulunan Aleviler için inançsal destek hizmeti vermek yasal zorunluluk haline gelmiştir.
  • Biz Alevilerin beş önemli inanç günü resmen kabul edilmiş, çcocuklarımız bı günlerde Aşure, Nevruz, Hızır, Kurban Bayramı ve Arap Alevilerince kutlanan Gadir Hum gününde tatil hakkına kavuşmuştur.
  • Avusturya Federal Cumhuriyeti Başbakanlığınca Muharrem ayında bir gün Alevilere oruç açma yemekleri vermektedir.
  • Alevileri ilgilendiren her konuda Alevilerin görüşüne başvurulmaktadır.
  • Devlet erkanında Alevi İnanç Kurumu başkanı, Alevilerin temsilcisi sıfatıyla yer almaktadır.
  • Viyana Üniversitesi bünyesinde kurulana Teoloji Fakültesinde başında Alevi Profesörün bulunduğu Alevilik bölümü yasal zorunluk halindedir. Önümüzdeki öğretim yılında yetiştirilmeye çalışılmaktadır.
  • Eğitim Bilimleri yüksek okulunda Alevilik Dersleri Öğretmenliği bölümü açılmış ve Alevilik dersleri öğretmenleri yetiştirilmektedir.

Kısaca Türkiye’de biz Aleviler neleri talep ediyorsak onların tümü Avusturya Federal Cumhuriyetinde Alevilere tanınmış haklardır. (ALEVI Kazanımları tanıtım videosu) Bu kazanımlardan inanç hanesdinde Alevi yazan her Alevi yararlanmaktadır. İnanç hanesinde hala islam yazanların temsiliyeti bizde olmadığı için onlar yararlanamamaktadır.

 

Sayın Maral, bildiğim kadarıyla kuruluşta Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu olan isminizi Avusturya Alevi İnanç Toplumu olarak değiştirdiniz. Buna neden gerek duydunuz? Başından beri neden bu adı kullanmadınız.

Bu sorunuzdan dolayı size teşekkür ederim. Evet aynen dediğiniz gibi oldu. 2015 yılı kasım ayına kadar Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu olarak anılıyorduk, Kasım 2015 ten itibaren kısa adımız ALEVI kalmak üzere uzun adımızı Avusturya Alevi İnanç Toplumu olarak değiştirdik. Bildiğiniz üzere neden adımızı Avusturya Alevi İnanç Toplumu olarak değilde Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu olarak kararlaştırdığımız zaman pek çok TV konuşmasında ve yazılı basında açıklamalarda bulunmuştuk. (Video) Bu adlandırmayı tamamen hukuki ve pragmatik nedenlerle yaptığımızı açıklamıştık. O açıklamalarımızda bu soruyu tersten cevaplamıştık. Gerek Cem TV, gerekse BARIŞ TV de canlı yayında bunları bir bir dile getirdik.

O zamanlar biz yola çıkarken kendimize Avusturya Alevi İnanç Toplumunu kurmak için yola çıktığımızı ve hukuki temsiliyet sorununun bizi böylesi bir adlandırmayı yapmaya zorladığını dile getirdik. Örneğin derneklerimizi kurarken Alevi İslam adıyla değil, Alevi adıyla kurduk. Viyana derneğimizin adı Viyana Alevi Kültür Birliği ya da Tirol Anadolu Alevileri Kültür Merkezi vs. Biz Aleviliği islam olarak olarak gördük ve görmekteyiz. Şimdi sorunuza gelince, bizler daha tanınma süreci gerçekleşmeden kamuoyuna açıklama yaptık ve dedik ki, bu IGGIÖ adlı sünni cemaat bizleri temsil etmiyor. Sünnilerde açıklama yaptılar evet Aleviler doğruyu söylüyor, biz onları temsil etmiyoruz dediler. Buraya kadar güzel. Ancak Muaviye oyunu sonra başlıyor. Ve ekliyorlardı biz inanç hanesinde islam yazanları temsil ediyoruz.

Birinci sorunuzda açıkladım, Avusturya’da inanç hanelerinde islam yazmayan Alevi yoktu ki. Hiç bir Alevinin daha 2009 da inanç hanesine Alevi yazdırma hakkı yoktu. Hepimizin inanç hanesinde islam yazıyordu. Bu yollada hukuki olarak hepimizi temsil ediyor görünüyorlardı. Bu Muaviye oyununu bertaraf etmek için akıllı bir strateji izlememiz gerekiyordu. Hukuçularımızla bu soruna epey kafa yorduk. İnanç hanelerinde islam yazan Alevilerin temsileyiti için adımızı Alevi İslam İnanç Toplumu koymamız gerektiği görüşü benimsendi.

*
Bu yolla en başta sünni tekelini yıkmış olduk. Alevilerin temsiliyetini Aleviler tarafından yapılmasını sağladık. Bizler daha Federasyon bünyesinde iken 1912 tarihli islam yasasının değiştirileceğini ve buna müdahil olmamız gerektiğini söyledik. Çünkü haklarımızı kullanmanın yasal çerçevesi olmalıydı. Bu sözlerimizi, ya Avusturya’daki yasal durumdan bilgileri olmadığı için   ya da kasıtlı olarak yanlış aktararak bizim sünni islam cemaati içinde yer almak istediğimiz yolunda asılsız propaganda yapıldı. Sonuçta işin doğrusu gün gibi ortaya çıktı ama boşu boşuna zaman kaybı oldu. Neyse, bugün islam yasası içerisinde aleviler ve sünniler eşit haklara sahip inanç toplumları olarak yer aldılar. Öyleki bunu kabul etmeyen diyanet ve akp hükumeti çok sert eleştirilerde bulundular.  Gazetelerde bunlar detaylı bir şekilde okunabilinir.

Taraf gazetesi “Aleviler Avusturya’da anyasal haklarına kavuştu Diyanet çıldırdı” diye başlık atttı. Kısaca tanınan haklarımızın yasal güvencesi oluştu. Örneğin üniversitede Alevilik Bölümü artık bir yasal zorunluluk olarak yasada yer alıyor. İnanç günlerimiz, Mezarlıklar ya da Cemevlerimizin statüsü artık yasal güvencede. Artık Mezarlık yerlerimizi almamızın ötelenmesi ya da memurların insiyatifine bırakılması söz konusu değil çünkü yasal zorunluluk. Kısaca islam yasası içerisinde Aleviler istedikleri tüm haklarına bir yasal güvence oluşturdular. Her şeyden önce dünyada ALEVI ismi ilk defa bir yasanın içerisinde yer aldı.

*
Adımızda islam sözü ile elde etmek istediğimiz tüm haklarımıza ulaştık. Yani 2009 yılında yola çıkarken hedeflerimizi bir bir gerçekleştirdik. Temsiliyet sorunun çözdük. Sünni Cemaatin sadece sünnileri temsil etmesi realitesini yasa kapsamında çerçevelettirdik. Teoloji Fakültesinde Alevilik bölümünü garanti altına aldırdık. Sünni tekelini yıktık. Bugün isteyen canlarımız için inanç hanelerini ALEVI olarak değiştirme hakkını elde ettik. Benim ve çocuklarımın inanç hanesinde ALEVI yazıyor. İsmimizi artık kuruluşta yola çıktığımızda hedeflediğimiz şekle dönüştürmemiz gerekiyordu. Avusturya Alevi İnanç Toplumu olarak 2015 yılının kasım ayında değiştirdik. Biz isim bağnazı değiliz. Mevcut isim uygulamada karışıklıklara yol açıyordu. Ayrıca 2009 yılında Federasyon bünyesinde yaptığımız temsilciler meclisi toplantısında ismimizin Avusturya Alevi İnanç Toplumu olması ayrılık nedeni olan diğer iki hususun inanç öğretisi ve kurumun başında inanç önderinin bulunması maddeleri de kabul edilmişti.

Kısaca isimlendirme pragmatik bir stratejinin sonucuydu. Dikkat edilirse Alevi İslam İnanç Toplumu adını sadece kurumumuzun genel ismi olarak kullandık. Eyaletlerde adımızı baştan beri Alevitische Glaubensgemeinde Wien ya da Alevitische Glaubensgemeinde Vorarlberg , Tirol vs.  olarak verdik. Bu isimle ilgili hedeflediğimiz noktaların tamamına ulaştığımız için orjinal adımıza döndük. Yani adımız Alevitische Glaubensgemeinschaft in Österreich, Avusturya Alevi İnanç Toplumu. Hukuki nedenlerle yaptığımız adlandırmayı, hukuksal kazanımları elde ettikten sonra, ona uygun olarak yeniden düzenledik.

 

Peki bu isim değişikliğinin Alevilerin birliğine katkısı olacağını düşünüyor musunuz?

Kısa yoldan yanıt vermek gerekirse Alevi Toplumu içerisinde elbette yankı bulacak ve toplum tarafından memnuniyetle karşılanacaktır. Yönetici kadro konusunda emin olmadığımı belirtmek isterim. Umarım bu konuda yanılırm. Bildiğiniz gibi mevcut Federasyon İnanç Kurulu başkanı başta olmak üzere bizlere “Hocam, aradaki tek fark isimdeki islam sözü, eğer bu söz değişirse problem kalmaz” diye istemlerde bulundular. Kurumumuzun adı artık Avusturya Alevi İnanç Toplumu. Bakalım şimdi ne yapacaklar. Gene gereksiz anlamsız polemikler yapıp, bakın biz haklıydık, gördünüz mü adlarını değiştirdiler diye mesnetsiz sözlerle, hamasetle yaklaşılırsa yazık olur kanaatindeyim.

Kurumsal biraraya gelme çatı vs. konusu benim için ikincil konu olduğunu belirtmem gerekli. Bugün Avusturya genelinde Alevilik Dersleri veriyoruz. Bu derlere sayıları az da olsa malüm dostlarımızın çocukları katılmıyor. Bu dostlarımıza kendi İcra ve İnanç Kurulumuzun tam desteğiyle ALEVI Eğitim Dairesi başkanı olarak önerilerde bulundum. Gelin eğer sizler Alevilik Hak Muhammed Ali yoludur diyorsanız, Alevilik Derslerinde birlik olalım. Önereceğiniz öğretmen adaylarını bize bildirin eğitim programlarımıza katılsınlar atamalarını yapalım. Sayısız sünni grup nasıl sünnilik derslerini birlikte yapıyorlarsa bizim de Alevilik Derslerini birlikte yapmamaız için hiç bir neden yok. Burada ne öğretiliyor 12 İmamlar, 7 Ulu ozanlar, Cem, Semah, Müsahiplik, Kirvelik, Aşure, Nevruz, Hz. Ali, Ehl-i Beyt, Hıdırellez, Rıza şehri vb. Bunlarda ayrılık mı var? Hayır. O halde ilk etapta bu noktada ortak hareket edebiliriz. Bu alanda başarılarımız diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda net olarak görülmekte. Bu gelişme doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.

Evet isim değişikliğinin Alevilerin biraraya gelmesi konusunda bir samimiyet testi olacağını görüyorum. Biz üzerimize düşeni yerine getirdik. İsimler konusunda bağnaz olmadığımız ortada. Hangi nedenle bu ismi aldığımızı hangi nedenle yola çıkarken koyduğumuz isme döndüğümüzü açıklamaya çalıştım. Başta söylediklerimizi bugünde söylüyoruz. 1988 yılında ilk Alevi  derneği olan St. Pölten Alevi Kültür Birliğini açtığımızda 1989 da Viyana Alevi Kültür Birliğini kurduğumuzda ne söylediysek aynı şeyleri söylüyoruz.

Alevilik Dersleri konusu biz Aleviler için yaşamsal konu. Alevilerin asimilasyonuna karşı en büyük projemiz bu. Ayrıca Alevi çocuklarımızın ayrı değil birlik olmaları, birlikte Alevilik dersleri almaları geleceğimiz için yaşamsal önemde. Bu anlamda her şeyden önce Alevilik Derslerinde birliği gerçekleştirmek zorundayız. Kim ki, bu anlamda birliğe karşı bahaneler üretiyorsa tarihsel vebal altındadır. Bu vebali bu yola inanan hiç bir Alevinin taşıyacağını sanmıyorum.

Alevilik Derslerinde birliğe karşı olmak, bahaneler üretmek, çocuklarımızın bir araya gelmesine engel olmak, çocuklarımızın arasına nifak ekmektir. Biz Aleviler Hünkarın öğüdüne uyarak Bir olmalıyız. Bu hususta yıllarını Alevi Toplumunun bir araya gelmesi için kurum kuran, emek veren kurum emekçisi canlarımıza büyük ve tarihsel bir görev düşüyor.

 

Röportaj: Hasan Aslan (Viyana)