Alevi Toplumu 1. Yaşında

Avusturya Alevileri olarak 16 Aralık tarihinde, yasal olarak tanınmamızın birinci yılını gururla geride bıraktık.

Tanınmanın ardından da tüm enerjimizi Alevi Toplumumuza 1400 yıldır hor görülen haklarımızın bir bir alınmasına sarf ettik. Şunu bütün açıklıkla söyleyebiliriz ki, tanınmanın ardından geçirdiğimiz bu yıl kazanımlarımzın bir bir gerçekleştirildiği dop dolu bir yıl oldu. Bu yıl içerisinde somut olarak gerçekleştirilenlerden bazılarını siz değerli kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.

Öncelikle şu nokta açık olarak bilinmeli ki, bizler Alevilere Alevilik propagandası yapanlardan olmadık. Alevilere Alevilik propagandası yapmak, tirübünlere oynamak yerine, çabamızı haklarımızın alınması için sarf ettik.

Şataşmalara, kara çalmalara, incir kabuğunu bile doldurmayacak tartışmalara itibar etmedik, ciddiye almadık, cevap vermedik. Bize yapılan bu ağır karalamalara yanıt verin yollu iyi niyetli telkinlere de uymadık. Çünkü verdiğimiz her cevap, bizi hedefimizden alıkoymaktan başka bir işe yaramayacaktı. Bu tür boş işler yerine bakın yaptıklarımızdan birkaç somut örnek. Elle tutulur örnek. Laf değil iş. Kazanım bunlar, Aleviler için. Şimdi bu kazanaımlara hangi Alevi itiraz edebilir, hangi Alevi sevinmez, hangi alevi engel olmaya çalışabilir.:

  1. Yasal olarak tanınarak, diğer inançlarla aynı göz hizasına geldik.
  2. Cemevlerimiz yasal ibadet hane statüsüne kavuştu. İbadethanelerin dokunulmazlıklarından yararlanma hakkına sahip.
  3. Kiliser, Sinagoglar, Camiler hangi statüdeyse, Cemevleride aynı statüde. Bunun sağladığı tüm haklara haiz hale geldi. Ayrı özel statü değil. Eşit statü. Aynı göz hizası.
  4. Yol Önderlerimiz olan, Dedelerimiz, Babalarımız, Papazla, Hahamla, İmamla aynı yasal haklara sahip oldu. Devletin en yetkili mercilerinde inanç konularında, Alevi İnanç Önderleri de diğer inanç önderleri gibi görüş bildirme ve etki etme hakkına sahip oldu.
  5. Avusturya’nın tüm eyaletlerinde inanç toplumu mensuplarına Mezarlık yerleri alma hakkına sahip oldu. Bunu ilk olarak Viyana’da yaşama geçirdi. Diğer eyaletlerde çalışmalar hala sürmekte.
  6. Çocuklarımız okullarda inanç hanelerine Alevi yazdırma hakkına kavuştu. Pek çok çocuğumuz bu hakkı yaşama geçirdi. Karnelerinde inanç hanesi bölümüne Alevi yazdırma gururunu taşıyor.
  7. Dünyada gene bir ilk gerçekleştirilerek Kurban Bayramı ve Aşure günü Alevi çocuklar için resmi tatil olarak kabul ettirdik.
  8. Avusturya da yapılan yasal değişiklikler eğer inançla ilgili maddeleri içeriyorsa, resmi olarak bize görüş sorulmaya ve isteklerimize yer verilmeye başlandı.
  9. Adı İslam cemaati olan kurum, şimdi  yetkililerce ve diğer inançların temsilcileri tarafından diğersünni cemaat olarak adlandırılmaya başlandı. İslamı tek başına temsil tekeli yıkıldı. Postnişinimiz Hamdullah Çelebi’nin savunmasında dediği gibi sünni cemaat haline geldi. Yani gerçek kimliğine dönüştü.
  10. Cumhurbaşkanının resmi davetlerine, diğer inanç kurumları gibi biz Alevilerde kurumumuz Alevi olarak ayrım yapılmaksızın davet edilmeye başlandık. Devletin birinci şahsında temsil edilir hale geldik.
  11. Bizleri temsil etmeyen ancak yasal olarak temsilcimiz gibi gözükenlerin, temsil haklarını ellerinden alarak, Alevi toplumunun inançsal olarak tek yasal temsilcisinin ALEVİ olduğunu tescil ettirdik. Böylece Alevilerin temsilcisinin başka inançlar değil, Aleviler olduğunu, sözle değil, yasal uygulamayla gerçekleştirdik.
  12. Alevi Toplumunun gerçek sayısını bulmak ve Alevi Kütüğü oluşturmak için, bilgisayar mühendisi canlarımızın geceli gündüzlü çalışmarıyla, kütüğü yapacak bir yazılım geliştirildi. Böylece Alevi Toplumuna ulaşım, hakka yürüme ve doğum durumları kaydedilebilecek bir Alevi Kütüğü programı oluşturuldu.

Her şeyden önce Türkiye’de inancımıza ve insanlarımıza yapılan haksızlığı burada Avusturya Örneği ile  gözle görülür hale getirdik. Alevilerin yaşadığı diğer ülkelere ve özellikle çalıştaylar enflasyonunun yaşandığı Türkiye’ye Aleviliğin nasıl tanınacağı konusunda güzel bir örnek gösterdik.

 

Değerli Kamuoyu,

Yukarıda 12 madde hakkında kısaca tarihe not düştüğümüz kazanımlar, Alevi Toplumunun kazanımlarıdır. Burada dikkatinizi çekmek istediğimiz nokta şu: Bizler  yapacağız edeceğiz değil, yaptık ettik, gerçekleştirdik diyoruz. Bunlar somut kazanılmış haklarımız. Amacımız burada bir yılın küçük bir muhasebesini, örnekler yoluyla sizlere göstermekti. Sanırız yapılan pek çok işin arasından seçtiğimiz bu kazanımlar, eğer Aleviler yaşadıkları ülkelerde gerçekten kendi amaçlarına yönelik faaliyette bulunurlarsa, bu hedeflere kilitlenebilirlerse, hakların nasıl bir bir alınabileceğini göstermesi bakımından önemli görüyoruz.

Kısa adı Alevi olan, Avusturya Alevi islam İnanç Toplumu, birinci yılı geride bırakırken elde ettiği bu kazanımları Alevi Toplumunun bilgisine sunmaktan onur duymaktadır. Bu kazanımlar Alevilere Alevilik propogandası yapmanın bir yararı olmadığını, enerjinin nerelere yöneltilmesi gerektiğinin de ayrıca altını çizmektedir.

Avusturya Alevileri 1 yıllık bir periyotta elde ettikleri bu haklarının haklı gururunu taşıyor. Alevilerin eşit hak uğraşısında olan dostlarımızın, canlarımızın elini güçlendiriyor bu haklar.

Önümüzdeki 1 yılda bu haklarımızın kullanılmasını yaygınlaştıracağımız gibi, yeni hakların müjdelerini de, sizlere göz aydınlığı vererek gene sizlerle paylaşacağız. Bize destek olmaya, güç vermeye, eşit hak mücadelesinde katkıda bulunmaya devam edin.

Unutmayın  ki Avusturya yasalarınca ancak Aleviliğini beyan edenler Alevi olarak kabul edilmektedir. İşte o canlara ne mutlu ki, göğüslerini gere gere, alınları açık, ben Aleviyim, biz Aleviyiz diyorlar…

Kendinizi Alevi olarak kaydetmekten,Aleviliğinizi açıklamaktan çekinmeyin, kaçınmayın. Bu beyanları önemsemezlik yapmayın.Şunu unutmamalıyız ki, Alevi toplumunun daha pek çok hakka kavuşabilmesi ve bu hakları kullanabilmesi ancak amcak Aleviliğini beyanı yoluyla mümkündür.

Birinci yılımız dolayısıyla tüm Alevilere çağrımızı Hünkarın sözüyle yineliyoruz: “Bir olalım! İri Olalım! Diri Olalım!. Pir Sultan’ın dediği gibi “Gelin Canlar Bir Olalım!”. Alevi’nin kapısı kendisini Alevi olarak beyan eden, bu beyan formlarını dolduran her Alevi’ye açıktır. Çünkü bu kapı gönül kapısıdır. Çünkü bugün dünden daha güzeldir. Çünkü güzel günler, Şeyh Bedrettin’in dediği gibi “hep beraber, hep birlikte” oluşturulur. Düne değil gözlerini yarınlara dikenlere ne mutlu… Kendini Alevi olarak beyan edenlere ne mutlu… Avusturya Alevilerine ne mutlu… Alevilere ne mutlu…

Hala geçmişte kalıp, sığ tartışmaların içerinden çıkamayan dostlarımıza, büyük bir Alevi Mutasavvıfı olan Mevlana Celaleddini Rumi’nin şu sözünü hatırlatmak istiyoruz: “Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek gerek.” Yeni yep yeni şeyler söylemek ve Alevi Toplumuna daha yeni haklar kazandırmak aşkı ile…

 

Gerçeğe hü, Mümine ya Ali

 

Ertürk Maral