Kronoloji

Unbenannt-1

Avusturya’da Alevi inancının yasallaşması ve Avusturya Alevi İnanç Toplumu (ALEVI) kuruluş sürecine yönelik kronolojik bilgi…

23.03.2009 Pazartesi

Avusturya’da Aleviliğin yasallaşması ve diğer inançlarla eşit haklara sahip olması amacıyla Viyana Alevi Kültür Birliği (VAKB), 23 Mart 2009 günü Kultusamt’a tek cümlelik “Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu” nun resmi tanınma başvurusunda bulundu.

Yapılan başvuruda Avusturya Alevilerinin tümünü kapsayacak şekilde çerçevelendirilmesi, katılımcı dernekler arasında kesinlikle ayrım gözetilmemesi, Alevilerin Federasyoncu yada Cem Vakfıcı olarak bölünmesine, ayrışmasına karşı çıkılarak, bir grup Alevinin değil tüm Alevilerin başvurusu olması ilkesi esas alınırak hareket edilmiştir. Bundan dolayı başvuruyu takiben, 13 Haziran 2009 tarihinde Viyana’da 55 Dede ve Ananın katıldığı “1.Avusturya Alevi İnanç Önderleri Çalıştayı” gerçekleştirildi.

13 Haziran 2009 tarihinde Viyana’da düzenlenen bu kurultaya tüm ocakzadeler davet edilmişti. Alevi inanç önderleri tarafından Mürşit kabul edilen, Mustafa Düzgün dede, kurultayı yönetmekteydi. Kurulacak kurumun adı ile Kurumun başında bir inanç önderinin olması gerektiği oy birliği ile kararlaştırıldı.

İnanç Önderleri çalıştayına Alevilik tanımı olarak Alevi Dedeleri ve Babalarının, 1. Avrupa Dedeler Kurultayı’nda (21 – 22 Mayıs 2005, Nijmegen / Hollanda), 1. Türkiye Alevi Dedeler Kurultayı’nda (29 – 30 Ekim 2005, Karacaahmet Sultan Dergâhı – İstanbul) ve nihayetinde 1. Avrupa Alevi Dedeler Şurası’nda (24 – 25 Aralık 2005, Veldhoven / Hollanda) ortaya koydukları tanımı öneri olarak sunuldu. Bu tanımın içeriğine ek olarak Alevi süreklerinin de (Bektaşi, Arap Alevi, Tahtacılar vs.) eklenmesinin doğru olacağı belirtildi. Ayrıca Selçuk Sevin Dede tarafından Alevilik tanımı içeriğine yönelik “…kadın ve erkeğin bir arada dede huzurunda saz ve nefesler eşliğinde, semahlarla icra edilen…” yönünde bir ek yapılması öneri olarak çalıştaya katılan Dedelerin onayına sunuldu. İnanç Önderleri çalıştayında Alevilik tanımlaması katılımcı Dedelerin oy birliği ile karara bağlandı. Buna göre Alevilik aşağıda yazıldığı biçimde tanımlandı.

„Alevi“ kavramı peygamber Hz. Muhammet’in amcasının oğlu ve damadı Hazreti Ali’den gelmektedir ve buna göre Ali’nin yolunu sürenler anlamına gelir. Alevi deyimi Bektaşi, Kızılbaş, Tahtacı, Sıraç, Yörük, Çepni, Abdal, Arap Alevi, Mevlevi vb. lerin ortak adıdır.

Alevilik, Hak-Muhammed-Ali yolunun ‘Kırklar Meclisi’nde olgunlaştığı ve Oniki İmamlarla devam eden; İmam Cafer-i Sadık’ın akıl ölçüsünü rehber olarak alan, Horasan erenlerinin himmetleriyle Anadolu’ya gelen Hazret-i Pîr’le, diğer Anadolu erenleriyle ve ulu ozanlarımızın nefesleriyle hayat bulan, kadın ve erkeğin bir arada dede huzurunda saz ve nefesler eşliğinde, semahlarla icra edilen İslam inancının adıdır.

Alevilik inancı, hayatın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak insan-ı kâmil olup özüne dönmek olarak tanımlar. Bunun için de; ‘Mürşid’, ‘Pîr’ ve ‘Rehber’ huzurunda ikrar verilerek ‘Dört Kapı Kırk Makam’ aşamasından geçilir. İnancımızın uygulandığı mekân Cemevi’dir.“

Hazırlanan Alevilik tanımlaması daha sonra Münih Üniversitesi öğretim görevlisi, Bektaşi Erenlerinde Doç. Dr. Özgür Savaşçı (Halim Baba) tarafından Almanca tercüme edildi.

İnanç tanımlaması ve İnanç Tüzüğü, 23 Mart 2009 günü Kultusamt’a yapılan tek cümlelik “Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu” nun resmi tanınma başvurusuna ek olarak sunuldu.

25.08.2009 Salı

İnançlar Dairesi (Kultusamt), Viyana AKB’nin 23 Mart 2009 günü yaptığı başvuruyu 25 Ağustos 2009 tarihinde reddetti. Kultusamt’ın verdiği karar özetle: Alevilik islamın bir yorumudur. Avusturya’da 1912 tarihli İslam yasası ve 1987 tarihli Anayasa Mahkemesi içtihadı ve bu içtihada uygun olarak 1988 tarihli din işleri dairesi tarafından yürülüğe konulan yönetmelik üzerince Avusturya’da islami tek bir kurum vardır. İkinci bir kurum kurulmasına yasal durum olanak vermemektedir.

Bu ret kararının çıkmasına etki edip bu yönde bir tavsiye yazısı veren ise dönemin Avusturya İslam Cemaati (İGGiÖ) Başkanı Anas Schakfeh oldu. Avusturya İslam Cemaati (İGGiÖ) adlı yasal kurum VAKB yasallaşma başvurusuna yönelik Din İşleri Dairesine yaptığı yazılı açıklamada müdahil olarak şu görüşleri ileri sürmüştür: „Avusturya İslam Cemaati, Alevilerin ayrı bir din olarak tanınmasına karşı değildir. İnanç maddelerindeki islam ilişkisini değiştirmeleri ve islam adını adlarından çıkarmaları halinde bu kuruma karşı değildir. Ancak adlarında islam sözü geçtiği ve inanç maddelerinde islamla ilişki bulunduğu sürece bunun İGGiÖ’nün içişlerine karışmak olarak gördüklerini ve bu sebepten ötürü de Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu’nun kurulmasına karşı çıkacaktır. Alevilik İslami bir inanç değil, aynen AABF tarafından yapılan başvuruda ileri sürüldüğü gibi senkretik bir inançtır. AABF tarafından yapılan bu Alevilik tanımına Avusturya İslam Cemaati karşı değildir.“

Avusturya İslam Cemaatinin karşı çıkması ve bakanlığın birden fazla islami kurumun kurulmasına yasal olanak olmadığı yorumu sonucu, Viyana AKB tarafından yapılan, bağımsız bir Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu başvurusu reddedilmiştir.

07.10.2009 Çarşamba

Viyana AKB, 4 Eylül 2009 günü inançlar Dairesinin (Kultusamt) „red kararı“na itiraz hakkını kullanarak kararı, 7 Ekim 2009 günü Anayasa Mahkemesi’ne (Verfassungsgerichtshof) taşıdı. VAKB, 15 Ekim 2009 tarihinde bunu basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu.

Bu açıklamalarında, tanınmalarına, çok küçük bir ihtimal de olsa, Anayasa Mahkemesi’den de ret gelmesi halinde ya da herhangi bir nedenle yetersiz bulmaları halinde Strazburg’ta bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıyacaklarını kamuoyuna açıkladılar.

01.12.2010 Çarşamba

Anayasa Mahkemesi 1 Aralık 2010 tarihli görüşmesinde Viyana Alevi Kültür Birliği’nin 12 Alevi Kurum ve Kuruluşu adına sürdürdüğü mücadelesine oy birliği ile hak vererek, Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumunun kurulmasına ret kararı veren Din İşleri Dairesinin (Kultusamt) kararını bozarak, Avusturya Alevileri hakkında tarihsel bir karar verdi. Anayasa Mahkemesi, Kultusamt’ın red kararında belirttiği „mevcut resmi İGGiÖ’den başka bir İslami inanç toplumu olamayacağı“ ifadesinin hem Avusturya Anayasında yer almadığı hem de böyle bir yorumlamanın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Din Özgürlüğü Maddesi’ne de aykırı olduğunu belirtti.

Aleviler bu sevindirici haberi Kerbela katliamının yaşandığı matem orucunun üçüncü gününde aldılar. Aleviler hakkında verilen bu tarihsel kararın Muharrem ayında, hem de matem orucu günlerinde gelmesi büyük bir anlam yükledi. Hak erenler yardımını esirgemedi. Alevilerin isteklerini katlarında kabul etti.

Anayasa Mahkemesinin kararına erişmek için (PDF Dosyası) burayı tıklayın!

16.12.2010 Perşembe

Anayasa Mahkemesi’nin bu değerlendirmesinden kısa bir süre sonra, İnançlar Dairesi (Kultusamt) 16 Aralık 2010 tarihinde Muharrem Ayı, Matem Oruçlarının 10. günü gönderdiği yazı ile 13 Aralık 2010 tarihli kararıyla, Viyana AKB önderliğinde yeni oluşturulan Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu‘na „resmi kaydedilmiş inanç toplumu“ (Bekenntnisgemeinschaft) statüsü tanıdı.

Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Muharrem Matem orucunun, 10. gününde Din İşleri dairesinin düzenlediği belgeye göre Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu artık yasal bir inanç kurumuna dönüşmüştür. Bu hak mücadelesinde emeği geçen tüm bireylere, kurumlara ve her şeyden önce duruşlarından bir an bile ödün vermeyen, yol önderlerimiz olan dedelerimize teşekkür ediyoruz. Başta Avusturya Alevileri olmak üzere, tüm Alevilerin gözü aydın olsun.”

06.07.2011 Kısaltılmış Kurum ibaresi değişikliği

Resmi tanınma sonrası 29.05.2011 tarihinde Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu kısaltılmış kurum ibaresini İAGÖ yerine ALEVI olarak değiştirme başvurusunda bulundu. Başvuru, 06.07.2011 tarihinde Din İşleri Dairesi (Kultusamt) tarafından onaylandı.

Basın sözcüsü Ertürk Maral değişim gerekçesini şöyle aktarıyor: „Bizler bir kurumun kısa adının o ismi oluşturan sözcüklerin baş harflerinin yana yana getirilmesinden oluştuğunu zannediyorduk. Yani Yasal İnanç Toplumu statüsüne erişen kurumumuzun adı „Islamische Alevitische Glaubensgemeinschaft in Österreich“ ve kısaltılmış ibaresi „IAGÖ“ sanıyorduk. Sanıyorduk diyorum, çünkü bu (Dernekçilikten gelen) alışılmış bir uygulama bu idi. Önümüzde başka bir örnekte yoktu. Ancak öğrendik ki, bu kurumun kısa adını biz kendimiz tercih etme hakkına sahibiz. O halde inanç toplumumun kısa adı olarak neden İAGÖ yü seçelim. Kısa adımız aynı zamanda inancımızın da adı olsun. Bizim inancımızın adı Aleviliktir ve bizlerde Aleviyiz. Bu nedenle kurumumuzun kısa adını da kullanacağımız inancın adını da ALEVİ olarak değiştirdik. Böylece artık hem kurumumuz hem de inancımız, anlamsız harflerin bir araya gelmesiyle oluşması yerine kendimizin adı olan ve hem de buradaki kısaltma kullanımına tamamen uyan ALEVİ olarak değiştirdik.“

22.05.2013 Çarşamba

Viyana AKB’nin başvurusu üzerinden 16 Aralık 2010 günü „resmi kaydedilmiş inanç topluluğu“ (Bekenntnisgemeinschaft) statüsü elde eden Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu (ALEVI) „Resmen tanınmış Din Toplumu“ (Gesetzlich anerkannte Religionsgemeinschaft) olma statüsü ve haklarına kavuşmak için „Alevilik beyanları“nı toplamaya başladı. Gerekli olan beyan miktarı, 16 bin 861 kişi idi.

ALEVI, beyan toplama işini, 25 Kasım 2012 tarihinde tamamladı. Kurum tarafından yapılan açıklamalara göre, 17 bin 851 kişilik bildirim, ilgili daireye sunuldu. 9 Nisan 2013’te beyanlar Kultusamt tarafınfan kontrol edilerek bilgilerin doğruluğunun kanıtlandığı Alevilerin tanınmasının önünde engel kalmadığı, tanınma için gerekli olan tüm koşulların eksiksiz yerine getirildiği açıklandı. Tanınmaya son itiraz süresi olan 8 Mayıs 2013 tarihinde tüm işlemler tamamlanarak son imza aşamasına gelindi. Din İşleri Dairesi (Kultusamt), 22 Mayıs 2013 tarihinde, ALEVI’nin „Resmen tanınmış Din Toplumu“ statüsünü karara bağladı. Karar resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

25.03.2015 Çarşamba

Avusturya Federal Cumhuriyeti 1912 tarihli İslam Yasası, üzerinden 103 sene geçmesinin ardından yeniden düzenlenerek 25 Şubat 2015 Çarşamba günü, Parlamentoda kabul edildi. Parlamentoda kabul edilen „Yeni Islam Yasası“ 31 Mart 2015 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Avusturya Parlamentosu’nda kabul edilen İslam Yasası içerisinde Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu’da (ALEVI) tanınarak kendine özgü yer almış ve de birçok Anayasal hakka kavuşmuştur.

Islam Yasası 2015 – Almanca (orjinal metin)

Islam Yasası 2015 – Türkçe (Tercüme)

05.11.2015 Perşembe

Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu (ALEVI), İslam Yasası içerisinde müdahil olup kendine (Alevilere) özgü bir bölüm ile resmi olarak yer alması ve yasanın Parlamento tarafından onaylanmasının ardından 5 Kasım 2015 tarihinde Kultusamt‘a yaptığı başvuru ile kurumsal ismini Avusturya Alevi İnanç Toplumu (ALEVI) olarak değiştirdi. Kurum ismi değişikliği gerekçesini Ertürk Maral röportajında şöyle aktarıyordu:

“2015 yılı kasım ayına kadar Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu olarak anılıyorduk. Kasım 2015 ten itibaren kısa adımız ALEVI kalmak üzere uzun adımızı Avusturya Alevi İnanç Toplumu olarak değiştirdik. Avusturya’da Alevilik yasallaşma başvurusu öncesinde kurumsal adımızı neden Avusturya Alevi İnanç Toplumu olarak değilde Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu olarak kararlaştırdığımıza yönelik pek çok TV konuşmasında ve yazılı basında açıklamalarda bulunmuştuk. Bu adlandırmayı tamamen hukuki ve pragmatik nedenlerle yaptığımızı açıklamıştık. O zamanlar (Yasallaşma başvurusu öncesinde) biz yola çıkarken kendimize Avusturya Alevi İnanç Toplumunu kurmak için yola çıktığımızı ve hukuki temsiliyet sorununun bizi böylesi bir adlandırmayı yapmaya zorladığını dile getirdik. Örneğin derneklerimizi kurarken Alevi İslam adıyla değil, Alevi adıyla kurduk (Viyana derneğimizin adı Viyana Alevi Kültür Birliği ya da Tirol’da ki kurumumuz Tirol Anadolu Alevileri Kültür Merkezi vs.).

Biz Alevi inancını İslam inancının içinde kendine özgü bir inanç olarak gördük ve görmekteyiz. Bu bağlamda bizler daha tanınma süreci gerçekleşmeden kamuoyuna açıklama yaptık ve dedik ki „Avusturya Islam Cemaati (IGGiÖ) adlı sünni cemaatlerden oluşan teşkilat Avusturya’da yaşayan biz Alevileri temsil etmiyor“ diye. Sünnilerde açıklama yaptılar „Evet! Aleviler doğruyu söylüyor, biz onları temsil etmiyoruz!“ dediler. Ve ekliyorlardı „Biz IGGiÖ, inanç hanesinde „İslam“ yazanları temsil ediyoruz“ diye. Avusturya’da resmi ikamet hakkına sahip olan ve resmi evrağının (İkamet belgesi, Okul Karnesi, Doğum Belgesi, Evlenme Cüzdanı vb.) Din hanesinde „İslam“ ibaresi yazmayan Alevi yoktu. Öyleki hiç bir Alevinin daha 2009 da inanç hanesine Alevi yazdırma hakkı yoktu. Ben dahil her Alevinin inanç hanesinde „İslam“ yazıyordu. Bu yollada hukuki olarak IGGiÖ hepimizi temsil ediyor görünüyordu. Hukuçularımızla bu soruna epey kafa yorduk. İnanç hanelerinde „İslam“ yazan Alevilerin temsileyiti için kurumsal adımızı Alevi İslam İnanç Toplumu koymamız gerektiği görüşü benimsendi. Bu yolla en başta sünni tekelini yıkmış olduk. Alevilerin temsiliyetini Aleviler tarafından yapılmasını sağladık. Bu durumu ya Avusturya’daki yasal durumdan bilgileri olmadığı için ya da kasıtlı olarak yanlış aktararak biz ALEVI’nin sünni cemaatlerin oluşturduğu IGGİÖ içinde yer almak istediğimiz yolunda asılsız propaganda yapıldı. Sonuçta işin doğrusu gün gibi ortaya çıktı.

Bugün Avusturya’da yeni İslam yasası içerisinde ALEVI (Aleviler) ve IGGiÖ (Sünniler) eşit haklara sahip inanç toplumları olarak yer aldılar. Başlangıçta kurumsal adımızda „İslam“ sözü ile elde etmek istediğimiz tüm haklarımıza ulaştık. Yani 2009 yılında yola çıkarken hedeflerimizi bir bir gerçekleştirdik. Temsiliyet sorunun çözdük. Sünni Cemaatin sadece sünnileri temsil etmesi realitesini yasa kapsamında çerçevelettirdik. İGGiÖ’nün tekelini yıktık. Bugün isteyen canlarımız için inanç hanelerini ALEVI olarak değiştirme hakkını elde ettik. İsmimizi artık kuruluşta yola çıktığımızda hedeflediğimiz şekle dönüştürmemiz gerekiyordu. Avusturya Alevi İnanç Toplumu olarak 2015 yılının kasım ayında değiştirdik. Ayrıca 4 Nisan 2009 yılında Wels şehrinde gerçekleştirilen AABF Temsilciler Meclisi toplantısında inanç toplumunun kurumsal ismine yönelik önerimizde dayatma göstermeyerek, uzlaşı ve barıştan yana olduğumuz için geri çekmiştik.”

.