Tüzüğümüzden

Avusturya Alevi İnanç Toplumu (ALEVI) İnanç Tüzüğünden…

§1 İnanç Toplumu`nun adı

1) Kavramlar

„Alevi“ kavramı peygamber Hz. Muhammet’in amcasının oğlu ve damadı Hz. Ali’den gelmektedir ve buna göre Hz. Ali’nin yolunu sürenler anlamına gelir. Alevi deyimi Bektaşi, Kızılbaş, Tahtacı, Sıraç, Yörük, Çepni, Abdal, Arap Alevileri, Mevlevi…vb. lerin ortak adıdır.

Alevilik, ‘Hak-Muhammed-Ali’ yolunun ‘Kırklar Meclisi’nde olgunlaştığı ve Oniki İmamlarla devam eden; İmam Cafer-i Sadık’ın akıl ölçüsünü rehber olarak alan, Ebul Vefa ve Horasan erenlerinin himmetleriyle Anadolu’ya gelen  Hazret-i Pîr’le, diğer Anadolu erenleriyle ve ulu ozanlarımızın nefesleriyle hayat bulan, kadın ve erkeğin bir arada Dede huzurunda saz ve nefesler eşliğinde, semahlarla icra edilen İslam inancının adıdır.

Alevilik inancı, hayatın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak insan-ı kâmil olup özüne dönmek olarak tanımlar. Bunun için de; ‘Mürşid’, ‘Pîr’ ve ‘Rehber’ huzurunda ikrar verilerek ‘Dört Kapı Kırk Makam’ aşamasından geçilir. İnancımızın uygulandığı mekân Cemevidir.

2) Alevi öğretisinin yazılı kaynakları

Kuran-ı Kerim:

Alevi öğretisi Hakkın Hz. Muhammet’e Kuran’ı vahyettiği ancak bugün kullanılan 3. Halife Osman’ın ( Musaf-ı Osman) hazırlatmış olduğu şeklinin elden geçirildiği ve bu nedenle aslı olarak kabul edilemeyeceğini söyler. Bu nedenle bugün ortada olan Kuran metni diğer Alevi kaynaklarınca, özellikle “Buyruk” tarafından dayanak edildiği ölçüde kabul edilir. Kutsal metin olarak Kuran Alevi anlayışa göre dış (zahiri) anlamının yanısıra, bir de gizli, iç (batıni) bir anlama sahip olup bu Allah’ın velisi olan  Hz. Ali’ye (1. İmam) ve sonra diğer İmamlara (toplam 12 İmam) açıklanmıştır. Alevilik inancına göre bu nedenle asıl Kuran sadece Hakk’ın velisi Hz. Ali’de ve Peygamber Hz. Muhammetin en samimi yoldaşlarında saklıdır. Bu görüşe göre Hz. Muhammet ve Hz. Ali insanlığa ve gerçeğe (Hakikate) ve de Hakka giden yola ait tüm bilgiye sahip olmuşlardır. Aleviler dört kitabı (Tevrat, Zebur, İncil, Kuran) inanç kitabı olarak kabul ederler. Kuran Aleviler için bir inanç kitabıdır. Aleviler Kuranı dünyevi yaşamı tanzim eden bir kanun kitabı olarak değerlendirmezler.

Buyruk:

Alevilerin inançlarının uygulamasına ilişkin kitap. Buyruk, Alevilerin ibadetlerini nasıl uygulayabilecekleri ve kurandaki ayetlerin nasıl yorumlanması ve anlaşılması gerektiğini göstermektedir.

Nech`ül Belaga:

Hz. Ali’nin söz, konuşma ve yazıları.

Ulu Ozanlarımızın deyişleri Nefesleri

Seyyid İmadeddin Nesimi (14. yüzyıl)

Yemini (15. yüzyıl)

Fuzuli (16. yüzyıl)

Virani (16. yüzyıl)

Şah Hatayi (16. yüzyıl)

Pir Sultan Abdal (16. yüzyıl)

Kul Himmet (16. yüzyıl)

Velayetname:

Hacı Bektaş Veli’nin hayatı ve yaptıkları üzerine anlatılanlar

Makalat:

Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin Aleviliğin yol ve erkanına ilişkin görüşleri.

Diğer şahsiyetlerin arasından şu şahsiyetlerin eserleri:

Hallac-ı Mansur (10. yüzyıl)

Yunus Emre (13. yüzyıl)

Ahi Evren (13. yüzyıl)

Balım Sultan (16. yüzyıl)

3) Aleviliğin Allah anlayışı

Aleviliğin Allah anlayışı Yaradanın ve Yaradılış’ın ayrılmaz bütünlüğünden (Varlık Birliği/ Vahdet-i Vücut) bahseder ve parlayan tanrısal ışık kıvılcımının (nurun) yaşamı doldurduğu, her insanın kalbinde var olduğu, „Hakkın“ çevresinde döner. „Hak“ yaradılışın gerçeği, Yaradanın bilgisi ve Yaradanın hakkıdır. Bunun anlamı „Allah’ın  her şeyin yönünün kendisine göre tayin edildiği, Hak olarak tanımlanan yaradılışta aranıp bulunan ve böylelikle Allah’ın vahyi olarak geçerli olan yaratılanlar ile kendisinin bilinmesini sağlayan Yaradan“ olduğudur.  Bu nedenle Hallac-ı Mansur’un  „En-el Hak“ formülü (Ben Allah’ın suretiyim anlamında olan: Hakikat benim) Alevi yaradılış görüşünü yansıtır.

4) Alevilikte İnsan

İnsan, hayvan ve doğa gibi bir yaratılandır. Ancak ilaveten Yaradanı bilmeye ve onu yarattıklarında tanımaya sağlayan akılla donanmıştır. Bütün insanlarda kutsal bir güç (Nur-i Kadim, Zat-ı Mutlak) bulunur. Bu nedenle Hakk insanda tecelli eder.  Hz. Muhammet ve Hz. Ali bir taraftan Hakkı diğer taraftan insanlarda Hakkı yansıtarak bu tecellinin örneğini oluştururlar. Hz. Ali, Hakkın ilminin koruyucusu,  eksiksiz bir insan ve peygamber ailesinin önemli bir üyesi (Ehl-i Beyt) olarak Alevilikte önemli bir konuma sahiptir. Hz. Muhammet’in öğretisini miras olarak almış olup, Vahyin koruyucusudur ve bu nedenle de „Allah’ın Aslanı“, Şah-ı Merdan olarak görülür.

5) Alevilerin kendilerine yönelik görüşleri (özellikleri):

Bir Alevi erkek veya kadın:

* Hak- Muhammet’in- Ali’nin kutsallığını yüreğinde taşır:

* Hiç bir zaman Hz. Ali’nin adalet anlayışına ters düşmez;

* Hz. Hüseyin’in (3. İmam) Zalimlere ve zorbalığa dik duruşunu ve biat etmemeyi uygular;

* Yüreğinde insan sevgisi taşır;

* Her türlü dine, mezhebe ve de dini inanışa saygı ve hoşgörü gösterir;

* Dil, din, kültür, ırk, renk, cinsel tercih, kadın ve erkek arasında aşağılayıcı bir ayrım yapmaz; İnsanları bir can olarak kabul eder.

* Nefsine hakim olur;

* Dürüst, sevimli, şefkatli, adil ve sevecendir;

* Bilgiye büyük değer verir;

* Kendi ruhsal gelişmesi için çaba gösterir;

* Allah’a korkusuz ve sevgiyle yönelir;

* Yaradan’ı (Allah’ı) ve Yaradılan’ı (insanlar, hayvanlar, doğa) ayrılmaz bir bütün olarak görür.

6) Alevi inancının temelleri

1. Kelime-i Şahadet:

„Allah’tan (Yaradan) başka bir Allah (Hak) yoktur, Hz. Muhammet onun Peygamberi, Hz. Ali velisidir“. “La ilahe illallah, Muhammden resulüllah, Aliyyül Veliyullah, Vasiyi Resulullah.” Buna ilişkin kısa formül şudur: „Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali.“

2. Kutsal Güce inanma (Nur-i Kadim/Zat-ı Mutlak):

Aleviler herşeyden önce Hz. Muhammet ve Hz. Ali ve de onların soydaşları (Seyyidler) tarafından bugüne kadar insanlara aktarılan Yaradan’ın „kutsal gücüne“ inanırlar. „Kutsal Güç“ Allah’ın bir kudreti olarak insanların Allah’ı ve onun isteklerini anlamaya imkan veren aklı ihtiva eder. Akıl her insanın kendi yaşamından sorumlu olduğu sonucunu içerir. Böylelikle insan kendi başarısızlığını Allah’ın isteğine bağlayamaz. Bu nedenle Aleviler acıların insan hatası veya insanların kollektif hataları ile ortaya çıktığına inanırlar. „Kutsal Güce“ inanç, kişisel mükemmeliyet ve topluma hizmet için aktif bir çaba gerektirir.

3. İnsanın mükelleşme yoluna inancı (İnsan-ı Kamil Olmak):

Aleviler, sürekli içlerinde kutsal güce sahip olma ve Allah’ın kendilerine gerçeğe gitme yolunda güç ve iç huzuru bağışladığı inancından, geleceğe yönelik umut taşırlar. Bu inanç, umudun ve mükemmeliyetin kaynağıdır. Bu nedenle Aleviler bu sürecin sonunda insanın kendi kutsal gücünü tekrar fark ettiğinde Allah ile bir olacaklarına (Hakla Hak olmak) inanırlar. Bu amaca ulaşmak, yani Allah’a yaklaşmak için bu dünyada bir tek yaşamları olduğuna değil Allah’ın kendilerine bir çok yaşam bahşettiğine inanırlar. Aleviler için kemale erme süreci Allah’ın insanlara refah sağlaması içindir: Allah özgür insana kendisine sürekli yaklaşması için bir çok yaşam imkanı verir. Bu nedenle Alevilikte insanın Allah karşısındaki özgürlüğünden, insanın Allah’la olan,  şartsız itaatkarlığından belirlenmeyen ilişkisinden bahsedilir.

4. Ruhun (Canın) Ölümsüzlüğü:

Aleviler yeniden doğuşa ve insan ruhunun dolaştığına inanırlar. „Bencillik, Korku, sahip olma güdüsünden“ arınmış insan ruhu Allah’tan gelir ve belli bir süre sonra bir bedene geçmek için tekrar ona döner. Ölüm böylelikle sadece bedene ilişkindir, çünkü bütün ruhlar tekrar bir şekil alana kadar Allah’ta dinlenir. Bu nedenle Alevilikte ölüm Allah’a gitmek (Hakka yürümek) olarak tanımlanır. Ruhun yeni bir bedende tekrar doğuşu elbise (don) değiştirmek olarak adlandırılır. Bunun anlamı „insan ruhunun yeni bir bebeğin doğuşu ile tekrardan dünyaya“ girdiğidir. Bu açıdan ölüm yeni bir yaşam sürecine uzanan bir geçiştir. Bu dairesel dönüş (Devriye) ruh mükemmelliğe kavuşana kadar sürer.

7) Alevi değerler sistemi ve ahlakı

Aleviliğin dört kapısı ve kırk basamağı veya makamı (dört kapı, kırk makam) Alevi değerler ve ahlak sistemininin çekirdeği olarak, her insana olgunlaşma imkanı ve böylelikle kemale giden, dünyadaki mukadderatına layık olabilmeyi ve Allah’a yaklaşmayı sağlayan Alevi yolunu (Yol) bulabilme imkanı verir. Her kapının on basamağı bulunur. Bu basamakların önemli bir bölümü Alevilikte, eğitim ve öğretimde uyulması gereken genel geçer amaçlar olarak belirlenmiş önemli bir parçayı oluşturur. Kapılardan geçişte bir rehber öğrencilere (Talip/Muhip) yol gösterir ve onları destekler.

1. Kapı „Şeriat” (Başlangıç):

Bu kapı sadece mistik yol üzerinde anlatılan görünür eylemlerin zahıri kurallarına yönelik önkoşullardar. Düzenin on makamı şunlardır:

1.    İnanmak ve şahadet etmek (şahadet getirmek)

2.    Öğrenmek (bilim öğrenmek)

3.    Allah’a hizmet etmek (buna dua etmek, oruç tutmak ve zekat vermek dahildir)

4.    Helal ve yasal bir gelire sahip olmak

5.    Sömürü ve adil olmayandan uzak durma

6.    Erkeklerin ve kadınların karşılıklı birbirine saygı göstermesi

7.    Evlenmek (evlilik dışı ilişkilerden uzak durmak)

8.    Başkalarına yardımseverlik gösterme

9.    Temiz şeyleri yemek ve görünüşüne dikkat etmek

10.  İyilik istemek ve yapmak

2. Kapı „Tarikat“ (Mistik Yol):

İkinci kapı Aleviliğe törensel alınma (İkrar Töreni) ile açılır. Amaç inancın anlamını anlamak ve bilmektir. Mistik yolun on makamı şunlardır.

1-    Ruhani öğretmene ( Pir/Mürşit ) güvenmek

2-    Kendini öğrenmeye vermek

3-    Dış itibar görmekten vazgeçmek

4-    Kendi nefsini frenlemek ve ona karşı mücadele etmek

5-    Hürmet sahibi olmak

6-    Saygılı olmak

7-    Allah’ın yardımını ümit etmek

8-    Kendini Allah yoluna vermek

9-    Toplumsal olmak, ahenkli olmak

10- İnsanları, hayvanları ve doğayı sevmek, korumak ve dünyevi şeylerden vazgeçmek

3. Kapı  „Marifet“ (Bilme):

İnsan bilinci insanın gerçek anlamının bilinmesine ulaştırır. Vücudun, duyguların, aklın ve ruhun birliğini açıklayan bu bilgiye ve yaradılışın güzelliğinin bilinmesine olan sevinç, fedakarlığa  ve saygıya ulaştırır. Bu bir olma durumunda kendini bilmek aynı zamanda Allah’ın bilinmesine ve Allah yolununun ortaya çıkmasına dönüşür. Bilmenin 10 makamı şunlardır:

1-    Terbiyeli ve dürüst olmak

2-    Namuslu yaşamak

3-    Sabırlı olmak

4-    Kanaatkar olmak

5-    Ar sahibi olmak

6-    Cömert olmak

7-    Bilmek için çaba göstermek

8-    Dengeli ve ahenkli olmayı korumak

9-    Vicdan sahibi olmak; sadece akıl ile erişilen yetenekler değil aynı zamanda ruhsal bakışla (can gözü/gönül gözü) elde edilen yetenekleri keşfetmek ve onlara ulaşmak

10- Kendini tanımaya çalışmak

4. Kapı  „Hakikat“ (Gerçek):

Alevi inancının merkezinde kendini aramak ve bilmek isteyen insan bulunur. Akıl bilgisinin müzik ve hareket ile bedenin duygusal bilgisine yerleştirilmesi, aklın bu bilgisini tüm insanın bilinmesine dönüştürür. Duyguların ve bedenin birbirine uyumlu olduğu bu bütünlük içinde hakikatın (kendini bilmenin) anahtarı bulunur. Hakikatın 10 makamı şunlardır:

1-    Alçak gönüllü olmak, tüm insanlara saygılı olmak ve yüceltmek, 72 (hepsini) milleti ve inanç toplumlarını eşit görmek

2-    Allah, Muhammet ve Ali’nin birliğine inanmak

3-    Kendine hakim olmak (eline, diline, beline sahip olmak), yalan söylememek, çalmamak, şiddetkar olmamak, evlilikte zina yapmamak

4-    Allah’ın yansımasına inanma (seyr)

5-    Allah’a güvenmek

6-    Tanrı ve onun toplumu ile bir olmanın bilgisine sevinmek ve hakkında fikir alısverişi yapmak

7-    Bu bilgi içerisinde gelişme ve böylelikle Allah’ın sırrının çözümüne yakınlaşma

8-    Allah’ın isteğine uyum göstermek

9-    Allah üzerine derin düşünceye dalmak

10- Kalbi Allah özlemi ile doldurmak ve Allah sırrını çözmek (münacat ve müşahede)

„Dört Kapı ve Kırk Makam“ değerler ve dışsal kurallar olup, birbiri ile ilişki içerisindedirler ve de hem uyulmak hem de hisssedilmelidirler. Bu değerlerle meşgul olmak ve kendi nefsini yenmek Aleviler için yaşam boyu yapılacak ödevlerdir.

8) Müsahiplik/ Yol Kardeşliği

Dayanışma ve uyumu gerçekleştirmek için Alevi aileleri kendi içlerinde aile birlikleri  kurarak varlık ve kaynaklarını kalıcı olarak birleştirirler. Bu aile birliklerinin üyeleri her anlamda birbirini desteklemekle yükümlüdürler. Her iki ailenin yanlış ve kazanımlarının sorumluğu birlikte taşınır. Bu ailelerinin çocukları ve çocuklarının çocukları arasındaki (7. kuşağa kadar) evlilik kesinlikle yasaktır. Yol kardeşliği Alevilikte önemli sosyal ve inançsal bir kurumdur ve bu bakımdan ibadet esnasında tutulması zorunludur.

9) Alevilerin ibadeti (Cem)

Alevi ibadeti (Cem) cemevlerinde ve de Alevi dergahlarındaki meydanevlerinde gerçekleştirilir. Alevi cemevlerinin yapısı ve mimarisi Aleviliğin sembollerine (örneğin 12 köşeli yuvarlak yapı 12 İmamı simgeler) göre düzenlenir. İbadet canlar olarak kadın ve erkeklerin birlikte katılımı ile gerçekleşir. Cem’ in uygulanışı şöyledir:

* Mistik yola alınma (ikrar vermek)

* Rızalık

* Kendi ile uyum içerisinde olmak

* Toplum ile uyum içerisinde olmak

* Kendini mistik yola verebilmek için hazır olmak

* Alevi inancının öğretilmesi

* Hakka yürüyen akrabaların anılması

* Yanlışları hakkında özeleştiri vermek (dara durmak)

* Yanlış davranışların tazmin edilmesi veya ağır yanlışların (düşkünlük) cezalandırılması (mesela toplumdan çıkarılma)

* Bir olmak için Allah-Muhammet-Ali’ye dua etmek (Tevhid)

* Kırkların ritüel dansı Semah’ın dönülmesi

* Kırkların buluşmasının temsilini yapmak

* Saz ile nefes ve deyişlerin söylenmesi

* Kutsanmış yemeğin (Lokma) veya kurban edilmiş hayvanın topluma eşit şekilde sunulması

* 12 hizmetin 12 hizmet sahipleri tarafından yerine getirilmesi:

* Cem’in idaresi: Mürşit/Pir (Dede, Baba/Ana)

* Öğrencilere eşlik etmek (Talip/Muhip): Rehber

* Cem sırasında gözetim: Gözcü

* Sonsuz ışığın yakılması: Çerağcı/Delilci

* Nefeslerin ve deyişlerin sunumu: Zakir

* Cemevi’nin temizliği: Süpürgeci

* Okunmuş suyun dağıtılması: Sakacı

* İnananların ruhsal temizliği: İbriktar, Tezekar

* Kutsanmış yemeğin veya kurbanlık hayvanın dağıtılması: Lokmacı, Kurbancı

* Cemin hazırlanması: Meydancı

* İbadetin duyurulması: Peyik

* Cemevinin korunması: Bekçi, Kapıcı

İbadetteki „Semah“ Kırklar’ın Muhammet’in göğe varışını (Miraç) temsil eder ve aynı zamanda 12 İmamın çilesini hatırlatır. Ruh, saniyesi saniyesine yapılan hareket kontrolleri ile aklı ve bedeni ve nihayetinde üç bölümüde (ruh, akıl ve beden) tek olmanın bilincine vardıracak kadar güçlü etkileyen özel bir berraklığa kavuşturulur.

Saz, telli Kuran olarak ta bilinir, genellikle kestane ağacından veya dut ağacından yapılır ve dinsel ibadetlerin tümünde dini müziğin sunulmasında önemli bir özelliğe sahiptir. Tüm ibadet süresince ve özellikle de Semahlarda kullanılır.

10) Alevi inanç önderleri ve ocakzadeler

Hünkar Hacı Bektaş Veli Alevi-Bektaşi inanç önderlerinin (Dede, Baba, Ana) başı ve Hacı Bektaş Veli Dergahı Alevi-Bektaşi inancının ana kaynağıdır (Serçeşme). Hacı Bektaş Veli Dergahının idaresi postnişine aittir. Tarihi gelişim ve coğrafi dağılım neticesinde Alevi inanç önderleri iki ana dala ayrılmıştır:

* Babagan (Yol evladı)

* Çelebiler

* Dedegan (Evladı Resul/Peygamber Muhammetin çocukları)

Dedegan dalı taşıyıcı aile olarak bilinen (Ocaklar, yani kutsal gücün taşıyıcıları) aileler şeklinde örgütlenmiştir. İnanç önderleri ve Ocakzadeler Alevilikte önemli bir konuma sahiptirler. Alevi öğretisinde dini otoriteyi oluşturur, ibadetleri ve diğer dini törenleri yönetirler.

11) Alevi İnanç ve önemli günleri

13.-15.02. – Hızır Orucu

Hazreti Hızır boz atıyla (Boz atlı Hızır) karadaki ölümsüz koruyucudur. Alevi öğretisi kardeş olan „Hızır ve İlyas“ hazretlerinin peygamber olarak yaşadıklarını ve ölümsüzlüğün suyunu (Ab-u Hayat) mistik yolda arayanları ve gezginleri korumak için içtiklerini belirtir. Hazreti İlyas denizdeki ölümsüz koruyucudur. Acil veya zor durumlardaki kurtarıcı olarak hızlı gelişlerine teşekkür olarak üç gün oruç (Hızır Orucu) tutulur ve oruç sonunda onun şerefine şükran ibadeti (Hızır Cemi) yapılır.

21 Mart – Hazreti Ali’nin doğum günü

Aleviler Ali’nin yeni yılda (Nevruz), bahar başlangıcında milattan sonra 598/99 yılında Mekke’de kutsal olarak doğduğuna inanırlar. Bu nedenle onun şerefine dini bir tören (Nevruz Cemi) düzenlenir.

5/6 Mayıs – Hıdırellez (Hızır İlyas)

Alevi öğretisine göre kutsal Hızır ve İlyas kardeşlerin 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece acil/zor duruma düşenleri kurtarmak için yardıma gelirler. Bu nedenle bu gece hastaların sağlığı ve iyileşmesi için dua edilir ve ertesi gün teşekkür ifadesi olarak unlu yiyecekler hazırlanarak komşulara dağıtılır.

6./7. Haziran – Abdal Musa’nın anılması

Abdal Musa (14. yüzyıl) Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin (13. yüzyıl) Aleviliğin Akdeniz bölgesinde yayılmasında önemli bir rol oynayan öğrencisiydi.

16-18 Ağustos – Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi anma töreni

Aleviler her yıl Türkiye’deki Nevşehir ilinin Hacı Bektaş ilçesinde bulunan Hacı Bektaş Veli Dergahını ziyaret ederler. Hacı Bektaş Veli peygamber ailesinin dolaysız soyu olarak kabul görür ve böylelikle tüm Alevi-Bektaşilerin başıdır.

10 Ekim – Hazreti Hüseyin`in Şahadeti

Peygamber Muhammetin torunu ve Hazreti Ali’nin oğlu İmam Hüseyin milattan sonra 10 Ekim 680 tarihinde Kerbela’da 72 yoldaşı ile işkence görerek öldürüldü, çünkü Emevi hükümdarı I. Yezid’in baskısına boyun eğmedi. Biat etmeyişi ve örneksiz direnişi onu adaletsizliğe ve baskıya karşı dini bir sembol yaptı.  Bu nedenle Kerbela şehitleri özel olarak anılır.

Kurban Bayramı

Kurban Bayramı ile Hz. İbrahimin oğlu İsmail’i kurban etmeye hazır oluşu ve de bununla bağlantılı olarak Allah’ın bunun yerine ona gökten kurbanlık koyun indirişi anılır. Bu nedenle bu bayram Allah’a şükran olarak kutlanır. Bu dört günlük bayram ay takvimi ile belirlendiği için bir sonraki yıl hep on gün önceye çekilir.

Muharrem Orucu ve Matemi

Muharrem orucu hep kurban bayramının 1. gününden 20 gün sonra başlar. 12 günlük oruç zamanında Kerbela`da öldürülen peygamber ailesinin fertleri (Ehl-i Beyt) derin bir yas ile (Yas-ı Matem) anılır. Bu matem ve oruç zamanının merkezinde başkasının yaşadığı acının hissedilmesi ve feragat etme yattığı için akşam yemeğinden sonra ertesi günün gün batımına dek hiç bir şey yenmez ve temiz su içilmez. Küçük çocuklar ve hastalar bu yükümlükten muaftırlar. Matemin bir işareti olarak oruç zamanının sonunda dini anma töreni (Muharrem Cem’i) düzenlenir.

Aşure

„Muharrem“den sonra İmam Zeynel Abidin’in (Hazreti Hüseyin’in oğlu) Kerbela katliamında hayatta kalmasının teşekkür simgesi olarak çoğunluğu kurutulmuş meyve ve buğdaydan 12 çeşit katkı maddesi ile bir tatlı (aşure) pişirilir ve komşulara, tanıdıklara, akrabalara dağıtılır ve de toplumla birlikte yenir.