Yasallaşma süreci önce ve sonrasına dair…

Avusturya’da yaşayan Aleviler, bu ülkenin yerel dini azınlık toplumu değildir. Yerel dini azınlık toplumunu Protestanlar ile Museviler oluşturmaktadır. Aleviler Avusturya’ya 1960 ların sonlarından itibaren gelmeye başlamışlardır. 2011 itibariyle Avusturya’da yaklaşık 8.0 Milyon insan yaşamaktadır. Bu nüfusun yaklaşık olarak % 1 ini Aleviler oluşturmaktadır. Alevilerin Avusturya’da ki nüfusu kardinal olarak 80.000 civarındadır. Türkiye’den buraya göçle gelen toplumun yaklaşık 2/3 sini Sünniler, 1/3 inide Aleviler oluşturmaktadır. Az sayıda da olsa Süryani toplumundan yurttaşlarımızda buraya gelmişlerdir.

Hıristiyanlar: Az sayıda da olsa Türkiye’den gelen Hıristiyan inancı mensupları inançsal gereksinmelerini çoğunluğu Hıristiyan olan bir topluma geldikleri için zorluk çekmeden, kendilerine diğer kiliselerin, kendi kiliselerini tahsis etmesi yoluyla karşılayabilmişlerdir.

Sünniler: Sünni inancına dahil yurttaşların gereksinmeleri, öncelikle T.C. Diyanet İşleri  Başkanlığının katkılarıyla giderilmiş, onları gerek din görevlileri gerekse diğer gereksinmeleri doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumu tarafından karşılanmaya çabalanmıştır. Bu hizmetlerin görülmesi için, TC tarafından din işleri müşavirliği kurulmuş, bu müşavirlik, Sünni yurttaşların inançsal gereksinmelerinin giderilmesinde doğrudan çalışmalar yapmıştır.

Aleviler: Alevi Toplumunun bireyleri kendi inançsal gereksinmelerini kendilerinin gidermesi zorunlu durumuyla başbaşa bırakılmış, inançsal giderlerini karşılaycakları ne yerelde ne de geldikleri ülke olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından herhangi bir olanak sağlanmadan karşılanmıştır. 16 Aralık 2010 tarihine kadar da inançsal hizmetlerini ilki 1989 St. Pölten Alevi derneği, ikincisi 1990’da kurulan Viyana Ehlibeyt Bektaşi Cemiyeti gibi dernekler yoluyla gidermeye çalışmışlardır. Onları dertlerini dert edinen, sorunlarına çözüm bulmaya çalışan devletlerini arkalarında görmemişlerdir. Kısaca kendi başlarına kaderlerine terk edilmişlerdir. Bu duruma çözümü kendi kurumlarını kurmaya başlayarak elde etmeye çabalamışlardır. Bugün 27 Alevi kurumu Avusturya’da dernekler statüsünde varlığını sürdürmektedir.

.

Aleviliğin yasal olarak tanınması ardından, İlk açıklamamızda Avusturya devletine ve onun kurumlarına teşekkür ettik. Yüz kişiden sadece 1 inin Alevi olduğu ülke Avusturya’da Alevilerin bu hakları varken, 100 kişiden 30 unun Alevi olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde haklarından yoksun bırakılmalarını dünya anlayamamaktadır. Bu haksızlığın dünyaya izah edilmesi de mümkün değildir. Bu hakların Alevilere çok görülmesini anlamakta sadece biz Aleviler değil, tüm dünya güçlük çekmektedir. AB raporları dahi bunu göstermektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkeme kararlarından bu durum açıkça görülebilir.

Alevilik Avusturya devletinde tanınınca, ne camiye ne de kiliseye giden cematte herhangi bir azalma olmamıştır. Tanınmanın diğer inanç gruplarına herhangi bir olumsuz etkisi olmamıştır. Yaşadığımız ülke olan Avusturya Federal Cumhuriyetine de olumsuz bir etkisi bir yana olumlu katkısı olmuştur. Aleviler kendilerine kuçak açmış olan bu ülkeye bağlılıkları ve sevgileri daha da artmıştır.

Alevilik tanınınca kime ne zararı olacağını bir türlü anlaşılamamaktadır. Cemevleri yasal ibadethane statüsüne gelince ne cami cemaatinde ne de kilise cemaatinde eksilme olmayacağını Avusturya örneği göstermektedir. Çünkü Aleviler bu ibadethanelere zaten gitmemektedirler… Alevileri yasal olarak tanıyan Avusturya Devletinin saygınlığı azalmamış daha da artmıştır. Komşuları için insan haklarını gündeme getiren Türkiye Cumhuriyetinin buna ilk önce kendinden başlaması onu daha saygın hale getirecektir. Çeşitli dönemlerde, bugünde olduğu gibi, fişeklenmeye çalışılan Alevi Sünni çatışmasının önünde en büyük engel, Alevilerin yasal tanınması olacaktır. Bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin görmemesi mümkün değildir.

Biz Avusturya Alevileri olarak, Türkiye’deki Alevi kardeşlerimizle dayanışma içerisinde olacağız. Onların en doğal hakları olan inanç özgürlüğü hakkına kavuşması için sürekli olarak yanlarında olacağız. Gerek ABF gerekse AVF tarafından Alevilerin yasal hakları yönünde gündeme getirilen talepleri desteklemekteyiz.

Geçmişte Alevilere karşı işlenen insanlık suçlarının (Maraş, Sivas, Gazi …) , perde arkası faillerinin de ortaya çıkarılması için, devlet denetleme kurulu, TBMM gibi kurumların derhal harekete geçerek araştırma komisyonu kurmalarının Türkiye’nin geleceği ve insanlık vicdanı açısından gerekli görmekteyiz.

Alevileri tanımış, cemevleri diğer ibadethanelerle eşit hale gelmiş bir Türkiye’nin daha saygın, daha güvenilir, daha özgür bir Türkiye olacağını bir kez daha vurgulamak isteriz.